tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

YAŞASIN MÜDÜR OLDUM!

TESGaziantep

TESGaziantep

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi
YAŞASIN MÜDÜR OLDUM !
       Arkadaşlara bir sözüm vardı. Atamam yapıldıktan sonra bir yazı yazacaktım. Yazımın başlığı ise bir fıkra olacaktı. Herkesin bildiği şu müdür fıkrası. Hani bütün organlar bir araya toplanmış kim müdür olmak ister diye sormuşlar ya. Vazgeçtim birden. O eli öpülesi müdür ağabeylerim bana gönül kor diye çekindim belki de. Eli öpülesi diyorum, çünkü onlar dik duran, işini güzel yapan kimsenin davulunu taşımayan, hükümetlerin değil büyük Türk Milletinin onurlu müdürleri. Onları sözlerimin başında saygıyla selamlıyorum.
       Bizler Gaziantep MEB de ilk atama ile göreve başladığımızda hep müdürlüklerin nasıl para ile satıldığının hikâyelerini dinledik. Fakat o dönem genç ve öğretmenlik heyecanı ile dolu olduğumuzdan mıdır nedir, pek anlayamamıştık bu müdürlüğün ne kadar kıymetli bir iş olduğunu. Ama şu AKP ve yandaşı ve oyuncağı bir sendika bu işin ne kadar önemli olduğunu bütün bir milli eğitim camiasına belletti.  Şöyle ki göreve daha başlamamış öğretmen adayları bile bunun rüyasını görür oldular desem abartmamış olurum diye düşünüyorum. Halbuki bizim zamanımızda boş bir müdür yardımcılığı kadrosu için müdürlerimiz bize teklifte bulunur koca okuldan bu işe kimse istekli olmazdı veya gerçekten bu yönde bir ideali olan insanlar istekli olurlardı.
       Fakat birilerine kapı kulu gerekiyordu, yöneticilik de kapı kulluğu için biçilmiş kaftandı. Bu yönde projeler bir bir uygulanmaya başlandı. Önce bir fısıltı yayıldı bir sendikaya üye olursan ( malum ) seni müdür yaparız diye. Bir de baktık bizim stajyerliği zor kaldırılmış Ökkeş müdür olmuş. 3000 öğrenci 65 öğretmeni idare edecek.  Sadece o mu, adını sanını bilmediğim 30 tane Ökkeş bir gecede müdür olmuş.
       Burada Ökkeş ismini sembol olarak kullanıyorum. Malumunuz yöremizde çok kullanılan bir isim.
       Bir tek bu müdürlükler değil müdür yardımcılığı borsası da hemen ardından oluşuverdi. Önce ne olduğunu anlayamadık tabiî ki. Yıllarca hizmet etmiş, belli bir birikimi olan bütün eğitim çalışanlarının kafası bir anda karıştırılmıştı. Şube müdürlükleri, milli eğitim müdürlükleri için yüzlerce kişiden özgeçmişleri bir siyasi parti tarafından alınıyordu. Bir kısım insanlara umut satılırken, bir kısmı da rahatsız ediliyordu.
       Açıkça birilerinin hakkı çiğneniyor, birileri hak yiyordu. Bu olanların farkında olarak birileri de riyakârlık yapıyordu. İnsanların onuru ile oynanıyordu. Bu olanları hepimiz yaşadık gördük. Bütün bu çirkinlikler bir sendikanın üye sayısını artırmak için yapıldı.
       Lanet olsun bu çirkinliklere…
       Lanet olsun insan onuru ile oynanarak yapılan ve artan üye sayısına…
       HAK, yüce Rabbimin 99 isminden biridir. HAK yüce Yaratanın ismi ise ben bunu şöyle anlıyorum; Haksızlık Allahsızlıktır. Yüce Yaratanı inkarla eşdeğerdir. Ne demiş Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY;
       Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem,
       Gelenin keyfi için geçmişe asla sövemem.
       Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım,
       Boğamazsam hiç olmazsa yanımdan kovarım.
       Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam
       Hele hak namına ölsem haksızlığa tapamam.
       Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum?
       Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.
       Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
       Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
       Adam aldırma da git, diyemem aldırırım
       Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım. 
       Biz bu şiiri ağzımızla değil yüreğimizle okuyup söylüyoruz. Birilerini aldatmak için, değerleri kullanan insanlardan olmadık, olmayacağız. İşte böyle bir felsefeyi ilke edinmiş Türk Eğitim-Sen bu oyunu çabuk gördü. Çünkü sendikacılığı hak mücadelesi, insanların ve eğitim çalışanlarının onur mücadelesi olarak yapıyoruz. Birileri gibi menfaat dağıtan bir kuruluş olmadık. Menfaatin olduğu yerde hak değil haksızlık vardır. Yapılan hukuk mücadelesi sonunda yanlışları düzelterek bir gecede hak yiyerek atanan Ökkeş’lerin de hem hakkını koruduk, hem de haram yemelerine engel olduk. Onların da ahiretini kurtarmış olduk. Bize Ökkeş’ler çok şey borçlu, çokkkkkk…
       Karaların ve denizlerin hakimi Kanuni Sultan Süleyman, o Muhteşem Süleyman’ı  hepimiz biliriz. Kanuni aynı zamanda “Muhibbi” mahlasını kullanan büyük bir şairdi. Yaptırmış olduğu muhteşem yapı Süleymaniye Camisinin avlusunda bulunan ağaçlara karıncalar dadanmıştır. Bu problem için bir çare ararken önemsediği, fakat karıncaların bürüdüğü bir ağacı kesmek için Şeyhülislam Ebussuud Efendi’ye bir tezkire yazar ve konuyu sorar:
       “Ağacımı bürüyüktür karınca,
       Günahı var mıdır anı kesinci?
       Şeyhülislam aynı yolda cevap verir:
       Yarın Mahşer yerine (kim) varınca,
        Hakkını alır Süleyman’dan karınca…”
       Evet 2005 sınavını kazanan bir kardeşiniz olarak bende dört yıl aradan sonra hakkımı zorlada olsa eğilmeden onurumla almış oldum.
       Yaşasın, müdür yardımcısı oldum!
       Ne kadar da önemli imiş bu yöneticilik görevi, her yerim uzadı sanki…
       Sonuçta asli görevim öğretmenlik diyenlere selam olsun. Hakkımız, onuruyla duranlara helal, duramayanlara haram olsun…
       Saygılarımla…
                                                                                    Mehmet DİNÇ
                                                                       Türk Eğitim –Sen Gaziantep Şubesi 
                                                                              Teşkilatlandırma Sekreteri

117 views

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ