24 Kasım 1928 yılında Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e Bakanlar Kurulu tarafından Millet Mektepleri Başöğretmeni ünvanı verilmiştir. Başöğretmenimiz Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün doğumunun 100. yılı olan 1981’den itibaren ise Ülkemizde her 24 Kasım, öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Bu sene öğretmenler gününün resmi olarak 34’üncüsünü kutlamaktayız.
Başta Başöğretmenimiz Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, şehit öğretmenlerimiz ve ebediyete intikal eden bütün öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Onlar, dünü bugüne, bu günü yarınlarla birleştiren, tarihi kahramanlarımızdır. Öğretmenler, Yüce Türk Milletinin tarihin en eski dönemlerinden bu güne bilgiyle kültürle çelikleşmiş bir irade halinde devamını sağlayan kültür köprüleridir. Öğretmenler; milletin hamurunu yoğuran, toplumu şekillendiren, milli kimlik ve benlik veren Dede Korkutlardır, Hoca Ahmet Yesevilerdir, Akşemsettinlerdir, Atatürklerdir. Atatürk bir vecizesinde “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona basit bir kütle denir, millet denmez.” ( 14.10.1925, İzmir Erkek Öğretmen Okulunda. ) diyerek öğretmenin tarih ve millet içerisindeki yerini ve rolünü çok güzel bir şekilde anlatmıştır.
Öğretmen bilginin, aydınlanmanın merkezidir. Öğretmen içinde bulunduğu topluma çağın şartlarına uygun olarak bilgiyle donatır. Karalıkların üzerine güneş gibi doğar. Atalarımız boşuna dememişler “Bir okul, bin hapishane kapatır.” diye. Tarihi hakikatler öğretmiştir ki kalem kılıçtan üstündür. İlim irfan ordusu kalemiyle, bilgisiyle insanlığı kültürlemiş ve medeniyetten medeniyete koşturmuştur.
Öğretmenlik mesleğinin önemi saymakla bitmez mutlaka. İçinde yaşadığımız zaman diliminde öğretmenin, eğitim çalışanlarının mevcut durumu geleceğimiz için son derece önemlidir.
Eğitim çalışanları Cumhuriyet tarihinin en kötü dönemini yaşamaktadır. Öğretmenlere son yıllarda görevini yapamaz hale getirip motivasyonunu bozmak için garip uygulamalar yapılmaktadır. Öğretmenler, hiç hak etmedikleri uygulamalar karşısında “suçumuz öğretmen olmakmış” orunda kalmaktadırlar. Öğretmenlere, Ülkemizi yöneten siyasi irade ve kendi bakanlığımız tarafından ayrımcılık yapılmaktadır. Yapılan bu ayrımcılıklarla eğitim çalışanlarının motivasyonu bozulmuştur. Öğretmenler görevini yaparken neredeyse her gün yeni bir dayatmayla karşı karşıya kalmaktadır. Bu dayatmalardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
Eğitim çalışanlarına son yıllarda kendi bakanımız tarafından “öğretmenler az çalışıyorlar, öğretmenlere verecek etek dolusu paramız yok” denilmiştir. Öğretmenler yem bekleyen güvercine benzetilmiştir.
Öğretmenlik mesleği sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen gibi uygulamalarla köleleştirilmeye, ucuz insan gücü haline getirilmeye çalışılmıştır.
Öğretmenler ihtiyaç olduğu halde IMF politikaları ve AKP hükümetinin yanlış politikaları nedeniyle yeteri kadar atama yapılmayarak, yıllar içerisinde 350 bin öğretmen, atanması yapılmayarak kaderine terkedilmiştir. Ataması yapılamayan öğretmenlerden 40’a yakını intihar etmiştir. Ataması yapılmayan öğretmenler hayata küstürülmüş ve ucuz insan gücü olarak her alanda çalışmak zorunda bırakılmıştır.
4+4+4 (dert+dert+dert) uygulamasıyla Türk Milli Eğitimine tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir savaş açılmıştır. Bu uygulama, siyasi intikam duygusu içerisinde yapılmış ve eğitim çalışanları görevini yapamaz hale getirilmiştir. Mesleki gelişim ve pedogoji biliminin yerini siyasi dayatma ve bağnazlık almış, TBMM’de el kaldırılıp indirilerek, öğretmenler ve üniversite çevrelerinin itirazlarına rağmen bu dayatma devam etmektedir.
Devlet okullarına kaynak yok denirken özel okullara trilyonluk teşvikler ve kaynak aktarılmaktadır.
Devlet okullarına hizmetli, güvenlikçi gibi yardımcı personel verilmeyerek okullar kaderine terkedilmiştir. Vergisini veren vatandaşlar, temizlik, güvenlik gibi adlar altında okullara para vermek zorunda bırakılmıştır. Ülke genelinde vatandaşlardan okullara sağlanan kaynak katrilyonları bulmaktadır. Bir taraftan vatandaşın vergisi özel okullara aktarılırken, diğer taraftan da vatandaş yine okullara çeşitli adlar altında para vermek zorunda bırakılmıştır. Bu Ülke kaynaklarının peşkeş çekilmesidir.
Eğitim çalışanları, uyduruk bir sendika zorla yetkili yapılarak masa başında her türlü hakkından edilmiştir. Eğitim çalışanları ve memurlar, malum sendika vasıtasıyla susturulmaya, sindirilmeye, köleleştirilmeye ve her türlü haksızlığa maruz bırakılmıştır.
Eğitim çalışanları ve memurlar enflasyon farkından mahrum edilerek ekonomik kayba uğratılmıştır.
Eğitim çalışanlarının çocuklarının parasız yatılı okul hakkı kısıtlanarak hem kendisi, hem de çocuğu mağdur edilmiştir.
Eğitim çalışanlarına siyasi iktidarın teşkilatları tarafından Milli Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatlarına yerleştirilen parti memurları tarafından her türlü baskı yapılarak mobing Ülkemizin her tarafında sürekli hale getirilmiştir.
Hakkını arayan eğitim çalışanlarına sürekli baskı yapılmakta, yargı kararları uygulanmamaktadır.
Eğitim çalışanları düşüncelerine, mezheplerine, sendikalarına göre sürekli ayrımcılığa uğramaktadır.
Eğitim çalışanları siyasi iktidarın parti devleti uygulamaları nedeniyle fişlenmektedir.
Eğitim çalışanlarına yöneticilikle ilgili yeniden değerlendirmede ve sözlü sınavlarda her türlü ayrımcılık yapılmakta, hakkı, alınteri ve emeği çalınmaktadır. Gaziantep ve Ülke genelinde AKP parti devleti yapılanmasıyla başarılı okul yöneticileri görevinden edilmektedir. Yeni atanacak müdürlerin sözlüsünde her türlü hile yapılarak yandaşlara yüksek puanlar verdirilmektedir. Yapılan bu çirkin işler, yukardan aşağıya talimat zinciriyle yapılmaktadır. Eğitim çalışanlarına bu anlamda tarihinde eşi benzeri görülmemiş ayrımcılıklar yapılmaktadır. Yapılan bu zulümler artık yağmaya, talana dönüşmüş durumdadır. Milli Eğitim işgal altındadır.
Alo 147 öğretmen ihbar hattı ile eğitim çalışanları suçsuz yere şikayet edilerek, her türlü cezaya ve sürgüne tabi tutulmuştur.
Norm fazlası uygulamalarıyla eğitim çalışanları sürekli cezalandırılmaktadır.
Eğitim çalışanları rotasyon sopasıyla sopalanıp, eğitim yapamaz hale getirilmek istenmektedir.
Eğitim çalışanları değersizleştirilip, itibarsızlaştırılarak, sahipsiz bırakılarak linç ettirilmiştir. Eğitim çalışanları öğrenci ve veli şiddetine maruz bırakılarak adeta sürekli sopalatılmaktadır. Yaşanan olaylarda AKP siyasi teşkilatlarının şiddetini de yanına alan veliler karşısında, eğitim çalışanları hep haksız sayılmıştır.
Okullar sokaktan yönetilir, AKP siyasi teşkilatları tarafından tehdit edilir hale getirilmiştir. Öğretmenleri koruyup, hakkını savunması gereken Milli Eğitim Bakanları, merkez ve taşra teşkilatlarındaki yöneticiler ve siyasi iktidar mensupları tribünlere oynayarak eğitim çalışanlarını toplum önünde sürekli eleştirmiş ve haksız duruma düşürmüştür.
Eğitim çalışanlarının maaşları yetersizdir. Yoksulluk sınırının 3900 TL olduğu Ülkemizde öğretmenler yoksulluk sınırının altında maaş almaktadır.
Eğitim çalışanları kredi kartı borçlarını sürekli erteleyerek borçlu yaşamaktadır. Eğitim çalışanlarının yaklaşık %14’ü borçlarını ödeyemediğinden dolayı bankaların kara listesindedir.
Eğitim çalışanlarının %22’sinin ay sonunda elinde hiç parası kalmamaktadır.
Eğitim çalışanlarının %32’si borçları nedeniyle elindekini, avucundakini satmak zorunda kalmıştır.
Eğitim çalışanlarının içinde bulunduğu bu durumun sorumlusu siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanı Nabi AVCI’dır. Eğitim çalışanları arasında yapılan ayrımcılık eğitim çalışanlarını canından bezdirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı kul hakkının yendiği, hak hırsızlığının yapıldığı bir bakanlık haline getirilmiştir. Cumhuriyet tarihinin en korkunç kadrolaşması yapılmaktadır. Yapılan bu kadrolaşma ve ayrımcılık, siyasi iktidarın merkez ve taşra teşkilatları ile Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli birimleri tarafından proğramlı hale getirilmiş ve himaye edilmektedir.
Eğitim çalışanlarının çığlıklarına kulak tıkanarak, öğretmenlerin kaygılı, tedirgin ve gelecekten ümidini keser hale getirilmesi için dayatmalar devam etmektedir.
Eğitim çalışanları yaşanalar karşısında değersizleştirilerek toplumun gözünde rencide edilmektedir. Bir itibar mesleği olan öğretmenlik, yapılan kasıtlı uygulamalarla itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmen, öğrenci ve toplum içerisinde rol model olmaktan çıkarılmış, her yanlışı, haksızlığı yapanlar övülerek yanlışta ısrar edilmiştir. Bilinçli bir şekilde oluşturulan kavram kargaşasıyla toplumun aklıyla alay edilmiştir. oluşturulmuştur. Eğitim çalışanları içerisinde hak yiyen, hak etmediği halde belli makamlara gelenler sürekli ödüllendirilmiştir. Çalışan, üreten, başarılı olanlar yandaş olmaya zorlanmıştır. Yandaş olmayanlara her türlü baskı ve zulüm yapılmaktadır.
Eğitim çalışanlarına yapılan ayrımcılıklar hiçbir akla, izana, insanlığa sığmamaktadır. Ülke genelinde eğitim çalışanlarına yapılanların demokrasiyle de asla ilgisi yoktur. Türkiye bu anlamda batı tipi demokrasilerden uzaklaşmış, Saddam döneminin Irak’ı Esad dönemlerinin Suriye’si Nazi Almanya’sını aratmayacak uygulamalarla doludur. Eğitim çalışanlarına ihtilal dönemlerinde yaşanmayan olaylar yaşatılmaktadır. Ya yandaş olunacak, ya da her türlü baskı, şiddet ve ayrımcılığa uğrarsın çağrıları artık açık bir şekilde yapılmaktadır. Yapılan bütün uygulamalar bunu ispatlamaktadır.
Bütün bu şartlar altında Türkiye’nin tekrar demokrasiye dönmesi mücadelesi mutlaka verilmeli ve Ülkemiz demokrasiye döndürülmelidir. Şartlar ne kadar kötü ve zor olursa olsun, eğitim çalışanları ve millet olarak buna mecburuz.
Bu şartlar altında diyoruz ki;
Sen değerlisin öğretmenim. Yaşadıklarını asla hak etmiyorsun. Zalimin zulmüne karşı, kaleminle, imanınla vicdanınla mücadele etmeye devam etmelisin.
Aslında yapılmak istenen senin ışık saçmana engel olmak; iyiyi, doğruyu, güzeli anlatmanı engellemektir.
Yapılmak istenen senin ışığını söndürmektir.
Sen bunları hak etmedin ÖĞRETMENİM!
Fakat şartlar ne kadar zor olursa olsun, zalimin zulmü varsa senin de ALLAH’ın var.
Yalnız değilsin, Türk Eğitim-Sen mensupları olarak zulme karşı hep beraberiz.
Türk Eğitim-Sen olarak, her zaman ve her şartta yanınızda olduk ve olmaya devam edeceğiz.
Sen, sen ışık saçmaya, aydınlatmaya devam et öğretmenim.
Sen karanlıkları yırt, istemeseler de, önleseler de, uyandır milletimi.
Sen, sen değerlisin öğretmenim!
Öğretmenlerin itibarsızlaştırılmasına HAYIR diyoruz.
Ve İlan ediyoruz!
24 Kasım 2014 karanlıkları yokedeceğimiz günün, itibar mücadelemizin başlangıcıdır artık.
Bu duygularla 24 Kasım Öğretmenler gününüzü kutluyor, sonsuz saygılar sunuyorum.
Saygılarımla…
Bekir AVAN
Şube Başkanı





