tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

KATSAYI KARMAŞASI

tesakademi

       calisanmotor                                                            YÖK eski başkanı Kemal Gürüz döneminde çıkarılmış olup, katsayı engeli olarak bilinen ve meslek liselilerin üniversiteye girişini sınırlayan katsayı uygulaması, bütün kaldırılma girişimlerine rağmen hala yürürlükte kalmaya devam ediyor.

       Türkiye maalesef bir türlü normalleşemedi. Eğitime eğitimcilerin haricinde herkes müdahil olmaya devam ediyor! Düşünebiliyor musunuz YÖK’ün aldığı bir karara İstanbul Barosu itiraz edip dava açabiliyor. Bu iş bir baronun görevi midir? Bu durum sanırım dünyanın en geri kalmış ülkelerinde bile eşine çok az rastlanabilecek bir olaydır.

        Türkiye’de moda olduğu üzere bir konuda; sadece uzmanları konuşmaz, ama onun dışında hemen hemen herkes o konu ile ilgili görüş bildirir. Katsayı konusunda da, işin uzmanı eğitimciler dışında herkes konuşuyor.

        Eğitim Fakülteleri ve Eğitimciler bu konuda susuyor. Gerçi onların eğitimle ilgili herhangi bir konuda görüş bildirdiklerine şahit olmadım. Zaten Türkiye’deki üniversitelerin önde gelen sorunlarından biri de bu. Hayattan çok kopuklar.

        Bu konuda, en çok konuşanlar her konuda olduğu gibi siyasetçiler. Siyasetçiler katsayı konusunda ha bire konuşuyor; konuştukça da işi batırıyorlar ve daha fazla politize ediyorlar. Ekranlarda, gazete köşelerinde yorum yapanlardan kaç tanesi bilim adamı, kaç tanesi eğitimci? Her konuya olduğu gibi bu konuya da birilerinin üzerinden pirim yapmaya çalışan zümre çörekleniyor. Çöreklendikçe de, iş bilimsel olmaktan ideolojik olmaya dönüşüyor. Mesela, en baştan bu katsayı derdi, neden bazı baroları gerdi, anlayamadım doğrusu. Meğer bizim bu barolarımız ne kadar eğitim sorunlarıyla ilgililermiş de, bilmiyormuşuz. Eminim; bu konuda gelişmiş ülkelerdeki sistemleri de incelemişlerdir. Bu konuda, eğitimcilerin ve pedagogların görüşlerini mutlaka almışlardır.

        Maalesef ülke sürekli gerginleştirilmeye çalışılıyor. Bu stresli durumdan en uzak olması gereken eğitim de bunun tam ortasında kalıyor. Gelişmiş bütün dünya ülkelerinde meslek liseli öğrencilerin oranı yüzde 65’lerin altına inmez. Düz liselilerin oranı ise yüzde 35’ların üstüne çıkmaz. Bizde ise tam tersi olarak meslek liselilerin oranı yüzde 30’larda iken düz liselilerin oranı yüzde 70’leri geçmiş vaziyette. Bunun sonucu olarak da ülkede teknik ve ara eleman sıkıntısı had safhaya çıkmış durumda. Üniversitelerin önündeki yığılmalar ise sürekli artıyor. Çünkü düz liseyi bitiren bir öğrencinin bir yerde ara eleman olarak çalışma imkânı yok. Tek yol üniversite yani. Yükseköğretime olan bu talebi karşılayamayan yetkililer de çareyi kontenjanları arttırmakta buluyor. Fakat maalesef bu seferde üniversite bitirildikten sonra iş bulunamıyor.

         Neden mi?  Çünkü vasıfsız bir sürü üniversite bitirmiş eleman Türkiye’nin hiçbir işine yaramıyor. Ve bunun sonucu olarak da “İşsiz üniversiteli” diye bir kavram ortaya çıkmış oluyor.

        Seçtiğiniz meslek, seçtiğiniz eşiniz gibidir.

       Eşinizi ve mesleğinizi, ömür boyu onunla yaşamak için seçersiniz ve ömür boyu, onlarla mutlu olmak için tercih edersiniz. Katsayı sorunun, çocuklarımıza ve geleceğimize getirdiği en büyük tehlike; tamda bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Ağzı süt kokan, 14 yaşındaki çocuklara, meslek seçimi gibi hayatının en önemli kararını vermeye zorlamak; o yaşta bir çocuğun eş seçimi yapmasını istemek kadar sağlıksız bir beklentidir. Bundan dolayı, çoğu insan ya mezuniyetinden sonra, üniversitede eğitim aldığı alanın dışında çalışıyor ya da bilinçsizce tercih ettiği mesleğinde başarısız ve mutsuz oluyor.

        Konfiçyüs; ”Sevdiğiniz bir işi meslek edinirseniz, hayatta bir gün dahi olsa çalışmış olmazsınız”. Veya  Edison gibi; “Hayatta bir gün bile çalışmadım, hepsi keyiften ibaretti”. Diyebilmesi için çocuklarımızın istedikleri meslekleri seçebilmeleri için fırsat eşitliği tanınmalıdır. Kim çocukları arasında ayırım yapabilir ki? Ama benim Ülkemde  ne acıdır ki yapılıyor.

       14 yaşındaki çocuğun, hala 500 öğrenciye bir rehberlikçinin düştüğü bir sistemde nasıl böylesine yaşamsal bir seçim yapmasını beklersiniz? Siz, kendi çocuğunuz olsa bunu gerçekten samimiyetle ister misiniz?

       Dünyadaki diğer öğrenciler doğal sayılar veya  karmaşık sayıları düşünürken; katsayı karmaşasını düşünmek zorunda olan başka hangi ülkenin çocukları vardır, acaba?

                                                                           

                                                                       

İlker KUSAV
Türk Eğitim-Sen
Gaziantep Şube Sekreteri

( Elektrik Elektronik Teknolojisi
Alan Başkanı )

4 views

tesakademi
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ