tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

EĞİTİMCİNİN DURUMU

TESGaziantep

TESGaziantep

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi

EĞİTİMCİNİN DURUMU

       Eğitim çalışanları huzursuz,

       Eğitim çalışanları umutsuz,
 
       Eğitim çalışanları kaygılı,

       Eğitim çalışanları endişeli,
                
       Eğitim çalışanları parasız,
              
       Ve en önemlisi eğitim çalışanları sahipsiz .

       Eğitimin en önemli sorunlarının başında bugün Türkiye’de 200 bin öğretmen boşta gezerken, okullarda ücretli öğretmenlerin çalıştırılmaktadır. Şimdi diyeceksiniz onlarda  sonuçta öğretmen. Evet, onlarda öğretmen ama 300 ile 500 TL’ye çalıştırılan öğretmenler. Bu öğretmen arkadaşlar bu kadar para ile ne kadar verimli olabilirler acaba? Aynı mekanda aynı işi yapan iki insan düşünün, birisi 1.200 TL, biri ise 500 TL alırsa, bu 500 TL alan eğitim çalışanından ne kadar verim alınabilir soruyorum Milli Eğitim Bakanı  Sayın Hüseyin Çelik’e.

       Öğretmenler artık umutsuzluğa kapılmıştır. Çünkü her geçen gün işsiz öğretmen ordusu çoğalmakta ve çoğaldıkça da öğretmenler iyice umutsuzluğa düşmektedirler. Öğretmenler adayları her yıl düzenlenen KPSS sınavında başarılı olabilmek için dershanelere binlerce lira vererek 200.000 bin işsiz öğretmen ordusu içerisinden başarılı olmaya çalışmaktadırlar. Bu kadar zor şartlarda mücadele veren öğretmenler, birde adında adalet olan AKP’nin Milli Eğitim Bakanı olan Hüseyin ÇELİK’in atama ve yandaş atama engeline takılırsa bu öğretmenler nasıl umutsuzluğa kapılmasın? Türk Eğitim-Sen’in ortaya çıkarmış olduğu Beytullah YAĞIZ’ı herkes hatırlar sanırım. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen atamasında eli titrerken, usulsüzlükleri büyük bir pişkinlikle yapmaktadır. Yandaş kayırmacılığı gün yüzüne çıkan Sayın Hüseyin ÇELİK önce bunları inkar etmiş fakat, Türk Eğitim-Sen’in sunmuş olduğu belgeler karşısında daha fazla direnememiştir. Sayın Milli Eğitim Bakanı makamını maalesef seçim bürosu olarak kullandığını söylemek yanlış olmaz. Bu olayları duyan işsiz öğretmen adayları da maalesef umutsuzluğa kapılmaktadır.

       Okullarda bugün asil olması gereken 25 bin idareci kadrosu vekâletle yönetilmektedir. Yönetici Atama Yönetmeliği’nin yayınlanmasına karşın, Bakanlık hala yönetici ataması yapmamaya çalışmaktadır. Yönetici ataması yapacak kabiliyete sahip olmayan bir Bakanlığın, okullarımızı düşürdüğü durum gerçekten içler acısıdır. Asaleten atanma şartları bulunan binlerce öğretmenimiz varken, siyaseten yapılan görevlendirmeler hukuk devleti ilkesini ayaklar altına almakla eşdeğerdir. Anlaşılan o ki, okullarda vekâleten kadrolaşma yapılmaktadır.

       Bakanlığın en son yayınlamış olduğu genelge doğrultusunda idareciliğe müracaat eden öğretmenler, sınav puanları ve liyakatleri olduğu halde hala endişeliler. Çünkü bugüne kadar Milli Eğitim Bakanının yapmış olduğu yandaş kayırmacılığı ve yanlış uygulamalar, eğitim çalışanlarını kaygıya ve endişeye sevketmektedir.

       Bugün okulları idare eden bazı vekil  idarecilerin asıl görevi; eğitim-öğretimi üst seviyelere çıkarmak, eğitim çalışanlarının huzurlu olmasını sağlamak olduğu halde, maalesef asaletini  alabilmek için malum sendika tarafından siyaset kurumuna pazarlanmaktadırlar. Ama şunu unutuyorlar, her zaman haklının yanında olan, hukukun üstünlüğüne inanan, haksızlığa karşı her zaman eğitim çalışanının yanında olan Türk Eğitim Sen’i unutuyorlar. Adalet er geç  tecelli edecektir. Adalet yerini bulduğunda merak ediyorum; idarecilikleri ellerinden alınan bu idareciler, kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını anladıklarında, kendilerini kullanıp pazarlayan sendikaya karşı hangi mücadeleleri verecekler, gerçekten merak ediyorum. Bekleyip hep birlikte göreceğiz. Maalesef eğitim çalışanları bu durumları kaygı ve endişeyle izlemektedir.  Eğitim çalışanları sindirilmek, susturulmak,ve hakkını arayamayacak hale getirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü eğitim çalışanlarının hakları malum sendika tarafından gaspedilmektedir.

       Gaziantep ve Türkiye genelinde mevcut siyasi irade ve onun oyuncağı olan malum sendika okullarda yandaş kayırmacılığı ve ayrımcılık yapılarak  eğitim çalışanları arasında çalışma barışını bozmaktadırlar. Bu şartlarda okullarda eğitim ve öğretimin yapıldığını kim söyleyebilir?

       Eğitim çalışanlarının ekonomik durumu maalesef içler acısıdır. Türkiye’de eğitim çalışanları OECD ülkelerine göre daha fazla çalışmasına karşın, ücret olarak daha az kazanmaktadır.Öğretmenler gibi diğer eğitim çalışanları da geçinebilmek için büyük çaba sarf etmektedir. Öğretmeni, memuru, hizmetlisi, teknisyeni, daktilografı, üniversite personeli ile bir bütün olan eğitim çalışanları, ne yazık ki ekonomik krize karşı ayakta durabilmek için mücadele vermektedir. Ekonomik krizin etkilerini iyiden iyiye hisseden eğitim çalışanları, sık sık yapılan zamlar nedeniyle belini doğrultamamaktadır. Çocuğunu dershaneye gönderemeyen, ailesinin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayamayan eğitim çalışanları, çareyi ek iş yapmakta bulmaktadır.   
 
       Bu kadar zor şartlarda çalışan eğitim çalışanları, bir de kendi bakanının  hakarete  varan sözlerine maruz kalmaktadır. Siz eğitim çalışanlarına soruyorum, siz hiç hatırlıyor musunuz bir bakanın kendi personeline “İki gün çalışıyorlar, diğer günler öğret-menevlerinde okey oynuyorlar” tabi ki hatırlayamazsınız, çünkü Sayın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten başka hiç bir bakan kendi personeli için bu lafları söyleyemez. İşte eğitim çalışanının durumu. Eğitim çalışanı maalesef huzursuz, eğitim çalışanı sahipsiz…

       Saygılarımla…

                                                                                   Yunus AKTAŞ
                                                                       Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi
                                                                          Eğitim Ve Sosyal İşler Sekreteri

34 views

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ