tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

BAĞIMSIZLIK ATEŞİMİZİ KİMSE SÖNDÜREMEZ

GaziantepTES

GaziantepTES

                                                                                                 

       19 Mayıs 1919 İşgal altındaki vatan topraklarımızın kurtarılması için bağımsızlık ateşinin yakıldığı gündür. Milli mücadelemizin başladığı gündür. Her milletin tarihinde önemli günler vardır. İçilen milli ant sonrasında, Misak-ı mili sınırlarımız içerisindeki Türkiye Türklüğünün, halkımızın kurtuluş mücadelesinin başlangıç günüdür. Bu nedenle her 19 Mayıs’ı, Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramı olarak kutlarız. Bağımsızlık meşalesi, temsili olarak Samsun’da yakılır, ve oradan Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve Türkiye Büyük Millet Meclisimizin açıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin temelinin atıldığı Ankara’ya taşınır. Buradaki manayı iyi anlamak lazımdır. Ankara’ya kadar taşınan bağımsızlık meşalemiz, Ankara’da sürekli yanmalı ve Ülkemizin her köşesine hem bağımsızlık ışığı saçmalı, hem de Ülkemizin her köşesindeki bağımsızlık meşalelerimizin yanık kalmasını, sönmemesini sağlamalıdır. Bağımsız devletlerin başkenti olur. Bu nedenle bu meşale bağımsızlığımızın sembolü olan, başkentimiz Ankara’ya taşınmıştır.

       19 Mayıs 1919 Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu tarih, büyük zafere giden yolun başlangıcıdır. Milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasıyla tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kuruluşunun başlangıcı olması nedeniyle de unutulmamalı ve unutturulmayarak sürekli yaşatılmalıdır.

       Her 19 Mayıs’ta bağımsızlık mücadelemizin başlangıç gününü Ülke genelinde ihtişamlı bir şekilde kutlamamız kadar doğal bir durum yoktur. Bu nedenle daha ciddi, daha büyük kutlama törenleri yapılmalıdır. Türk Milletinin esareti kabul etmeyeceği bütün dünyaya her yıl tekrar tekrar ilan edilmelidir. Fakat bu ilan yapılırken Ülkemizin her köşesinde stadyumlarda ve büyük meydanlarda kutlamalar yapılmaya devam edilmelidir. Bağımsızlık meşalesinin yakılıp yola çıkarıldığı bu günü, sönük kutlamaya yönelik bir kutlamayı asla kabul etmiyoruz. 19 Mayıs’ı sönük kutlamak, gösterilen sebep, gerekçe ne olursa olsun gaflet, dalalet ve ihanete giden bir yolun başlangıcı olabilir. Amaçları yanan bağımsızlık meşalemizi küllendirilip söndürmek olabilir. Ortaya çıkan bu yeni durum ise masum gerekçelerle oynanan sinsi bir oyun olabilir.

       Ülkemizin her ilinde stadyumlarda ve büyük meydanlarda yapılan törenlerden vazgeçilmesi, bağımsızlık anlayışımızın Ankara’ya hapsedilip, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin sınırları içerisindeki diğer yerlerde teslim bayrağı çekilmesi anlamına gelir.

        Son yıllarda Kemalizm üzerinden Atatürk’e saldırmak, yaşanan birkaç olay üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devletimize saldırmak, bilinçli bir biçimde moda haline getirilmiştir. Türklüğe saldırmak, Türk milletinin bağımsızlığının sembollerine saldırmak, milli ve manevi değerlerimize saldırmak, kutsal vatanımıza saldırmak, bu ihanet modasının devamıdır. Bizi biz yapan değerlerimize saldıranlar, içte ve dışta himaye edilir hale gelmiştir. Hatta bu değerlerimize saldıranlara içtekilerin himayesi altında dış ihanet çevreleri tarafından Nobel ödülü bile verilmiştir.

       İçinde yaşadığımız zaman diliminde milli birlik ve beraberliğimizi sağlayan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, törenlerine, Cumhuriyet Bayramı törenlerine, 10 Kasımda Atatürk’ü anma törenlerine, 19 Mayıs Atatürk’ün Anma Gençlik ve Spor Bayramı törenlerine, 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerine, bir çok il ve ilçede yapılan kurtuluş günü törenlerine katılmak istemeyen kişiler vardır. Bu kişiler kitleler halinde bu günleri protesto etmekte ve törenlere katılmamaktadırlar. Bu kişilerle sadece milli bayramlarımızı değil, dini bayramlarımızı bile birlikte yaşayamamaktayız. Bazen milli günlerimizi, bazen dini günlerimizi beraber yaşayamadığımız aynı veya farklı gruplar, her yönüyle milli birlik ve beraberliğimizi bilinçli ya da bilinçsiz tehdit etmektedir. İşte bu nedenle milli birlik ve beraberliğimizi sağlayan bu günleri mutlaka kutlamalı, daha coşkulu ve daha ihtişamlı bir biçimde kutlamalıyız.

       Her ilde stadyumlarda kutladığımız bağımsızlığımızın seremonisi olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerine katılmak istemeyenlerin isteğine uygun düzenlemeler yapmak, Milli Eğitim Bakanlığının görevi olmamalıdır. Törenlere katılım isteğe bağlı, gönüllülük esasına göre olmalıdır anlayışı, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin gerçeklerini görmemektir. Bağımsızlığımızın nelere rağmen varlığını bilmemektir. Törenleri pasifize etmek, eğer görerek ve bilerek yapılıyorsa işte bunun adı gaflet ve dalalet yolculuğudur. Milli birlik ve beraberliğimizi sağlayan törenleri boykot eden ve hatta katıldığı halde yıllardır sinsi bir biçimde boykot eden bir kesim varken bu yeni tören uygulaması kabul edilemez. Bu Ülke’yi yönetenlerin milli birlik ve beraberliğimizi bozucu istekleri yerine getirme görevi yoktur ve asla da olmamalıdır.

       Öteden beri, Kurtuluş Savaşımız yoktur diyebilen bir zihniyet vardır. Yine eğitim sendikaları içinde eylemlerinde bağımsızlığımızın sembolü olan bayrağımızı taşımayan, törenlerde istiklal marşımızı okumayan sendikalar vardır. İstiklal marşı törenleri ve öğrenci andı törenlerini gereksiz gören, sendikalar vardır. Bütün bunları birleştirdiğimizde 1.Dünya Savaşından sonra Ülkemizi işgal edenlerle günümüzdeki koro halinde bazen gizli, bazen açık, bazen ise az ya da çok, bağımsızlığımıza kasteden farklı gruplar ve zihniyetler arasında pek de fark yok yoktur. Bunların hepsinin de ortak amacı Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin, kuruluş gerekçelerine ve Cumhuriyet değerlerimize savaş açmaktır. Milli değerlerimize savaş açmaktır. 

       Ankara’da oturup çeşitli bahanelerle, Türk Milletine danışmadan, TBMM’yi devre dışı bırakarak bağımsızlık mücadelemizin başladığı günün  Ankara dışındaki, illerde stadyumlarda kutlanmasını engellemek, adında milli olan bir bakanlığın görevi değildir. Milli Eğitim Bakanlığı ve TBMM’nin görevi, Yurt içinde değil Yurt dışında da “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” törenlerini büyük meydanlarda ihtişamlı bir şekilde kutlamak olmalıdır.

       Ülkemizin ezelden ebede bağımsız yaşaması için ödenmesi gereken bedeli dedelerimiz, atalarımız ödemişlerdir. Bizlerde ödenmesi gereken bedel ne olursa olsun ödemeye hazırız.

       Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin bağımsızlığından korkan, utanan ya da koruyamayanlar varsa bir saniye bile işgal ettikleri makamda kalmasınlar. Derhal istifa etsinler.

                                                                   Bekir AVAN
                                          Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şube Başkanı

618 views

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ