Kadınlar, siyasal, sosyal ve ekonomik hakları elde edebilmek için 21.yüzyılın başlarında başlatılan mücadele daha hiçbir ülkede sonuç vermemişken; Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de Türk kadını, üzerine düşen vazifeyi titizlik ve azimle yerine getirmiştir. Ülkemiz, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde kadına seçme ve seçilme hakkı veren ilk devletlerden biri olmuştur.
Tarihsel ve geleneksel olarak Türk toplumunda çok önemli bir yeri olan kadınlarımız, Cumhuriyetimizin kurulmasıyla da elde ettiği hakları her alanda üstün başarı göstererek kullanmışlardır.
Eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde yüce bir mertebeye oturtulmuştur. Kadın erkeğin, biricik yoldaşı, çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir.
Destanlarımızda kadına sarsılmaz bir saygı ve sadakat vardır. Kendisine verilen bir takım haklardan dolayı hanların, hakanların, cengaverlerin önünde saygıyla eğildikleri bir şeref abidesidir. Kadın her daim erkeğin yanındadır.
Dede Korkut; Türk kadınını “ok atan, at binen, kargı savuran bir savaşçı, belikleri ayak bileklerini döven, sadık vefakar ve fedakar bir zerafet abidesi” gibi anlatır.
Türk kadınının kilim dokuyan, oya işleyen, yün eğiren narin elleri, Kurtuluş Savaşı’nda silah tutmuştur. Ve dün Nene Hatunlarla, Şerife Bacılarla, Kara Fatmalarla yazdığı destan bugünde devam etmektedir.
Kadının değerini 24 saat içerisine sığdıranlar, gerek görsel medyada, gerekse yazılı medyada birçok şeyleri söyleyenler, yazanlar, çizenler; Bizim töremizde, dinimizde; kadınımız hanımımız daha da ötesinde hatunumuz sadece 8 Mart günü içinde değil her gün için değerlidir.
Kadınlarımız sosyal ve ekonomik yaşamdaki ağırlıklarını artırdıkça ve toplumun genel eğitim düzeyi yükseldikçe bu sorunların giderek daha da azalacağını ümit etmekteyiz.
Ancak toplumda kadın konusu sürekli istismar edilmekte, özellikle de medyada bir meta olarak algılanmakta, cinsiyeti ön planda tutan yanlış bir tutum sergilenmektedir.
Oysa kadın, fazileti, erdemi, iffeti temsil eder. Kadın, annelik görevinin yanı sıra değerlerinin, kültürünün ve medeniyetlerin taşıyıcısıdır.
Biliyoruz ki, Ülkemizin gelecekte dünya devletleri içinde en üst noktaya gelmesi, her alanda en iyi şekilde donanmış, milli hassasiyetleri ön planda tutan iman sahibi vatansever gençlerle mümkün olabilecektir. Bu gençlerin yetiştiricileri de elbette ki yine milli ve manevi değerlere bağlı Türk Kadını olacaktır.
Türk kadınını milli ve manevi değerlerinden uzaklaştırarak birliğimizi yok etmeye çalışanlara burada olduğumuzu hatırlatıyoruz. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin yetiştirilmesinin, geleceğe hazırlanmasının teminatı Türk kadınıdır.
Sizler isterseniz önünüzde eğilmeyecek baş ve devrilmeyecek kudret düşünülemez.
Geleceğin teminatı gençleri yetiştirecek şerefli bir Türk kızı olarak; başta şehit anneleri olmak üzere tüm kadınlarımızın, senede bir gün değil on iki ayda her gün hatırlayarak 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.
Mircan KARAKUŞ
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi
Kadın Komisyonu Başkanı




