tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

Yesevi’nin Son Talebesi (Erol GÜNGÖR)

tesakademi

    Onun ilk ismini duyduğumda on beş yaşındaydım. Elimde Necdet Sevinç’in eski gazete yazılarının olduğu bir kitap vardı. Yetmiş neslinden kitap kurdu bir öğretmen ağabey “Bırak bunları artık, bundan sonra baba kitaplar oku. Erol Güngör’ü oku.” demişti.

   Şüphesiz eseri görüp müesseri unutmak olmaz. Erol Hocanın yetişmesinde en büyük pay sahibi ismi gibi mümtaz bir şahsiyet olan büyük ilim ve fikir adamı Mümtaz Turhan’dır. Erol Hoca Mümtaz Hocanın “şaheseridir”. Erol Hoca bu hakikati kitaplarında “Bu kitapta bir takım yanlışlıklar varsa, bunlar Profesör Mümtaz Turhan’ın hayatta olmayışı yüzünden düzeltilememiştir.” diyerek büyük bir kadirşinaslıkla belirtmiştir.

Kadirşinaslığa hasret olduğumuz şu günlerde bu satırları ilk defa okuduğumda gözlerim yaşarmıştı. Kendisine mürşid arayan bir mürid gibi yıllarca kendime bir Mümtaz Turhan aradım. Ancak bulamadım. Nasipsiz geldiğimiz bu dünyada nasipsiz göçmek en büyük endişemizdir. Ancak, şimdilerde düşünüyorum da Erol Hocayı, Hocamı, beynimin ve ruhumun pek çok şey borçlu olduğu, o öldüğünde on bir yaşında olmak gibi bir talihsizlikle, kendisini bu dünyada görememek ve talebesi olamamak bahtsızlığına sahip bulunduğum, Hocamın, kitaplarından talebesi olma şerefine eriştim. Hocamı böyle tanımış olmak bile bir nebze olsun gönlümü ferahlatıyor.

“ÂLİMİN ÖLÜMÜ ÂLEMİN ÖLÜMÜYMÜŞ”

Yıllardır Üniversitelerde hasbelkader dersler veriyorum. Talebelerime kendilerine her yönüyle örnek almaları gereken bir şahsiyet olarak hep Erol Güngör’ü gösterdim. Çünkü hayatım boyunca haddim olmayarak hep onu örnek aldım. Onun kitaplarını insanlara okutmak için çantamda mutlaka bir iki kitabını bulundurdum. Maalesef çoğu zaman gördüm ki, milliyetçilikten dem vuranlar adını dahi duymamışlar.

Erol Güngör bu dünyadan göçeli tam yirmi dört sene geçmiş. Ancak layıkıyla ne tanındı ne de tanıtıldı. Türk milliyetçisiyim diye meydanlarda gezenlerin pek çoğu bir kitabının değil kapağını açmak adını dahi duymamışlar. Zaten ortadaki fikirsizlik ve seviyesizlikte bunun ispatı değil midir?

Erol Hoca yaşasaydı şüphesiz çok şey değişik olacaktı. Onun yokluğu Türk sağının ve Türk Milliyetçiliğinin can damarlarından birinin kesilmesi olmuştur. Bilinir ki, ölüm beynin ölümü ile gerçekleşir. Beyni ölen Türk milliyetçiliği de, Türk sağıda çıkmaza girmiştir. Fikir üretilmemekte ve kerametleri kendilerinden menkul gazeteci ve siyaset adamı iddiasındaki bazı zevat laf salatası yaparak bu boşluğu doldurduklarını zannetmektedirler.

ESKİDEN TAHTA SOPALI DEMİRDEN ADAMLAR VARDI.

ŞİMDİ İSE DEMİR SOPALI TAHTADAN ADAMLAR VAR.

Mezarlıklar pek çok profesör unvanlı mevta ile doludur. Ölüm ismin en son telaffuz edildiği an gerçekleşir. Anlı şanlı, unvanlı mevtaların, yaşarken ehemmiyetleri ölçülemezken şimdi anan bir kişileri dahi yoktur. Çünkü onlar değerli değil, önemli adamlardı. Demir sopalı tahtadan adamlardı.

Binlerce insanın cenazesine katıldığı ve yıllar geçmesine rağmen binlerce insanın hala yâd ettiği, eserleri ve hayatı ile bir o kadar insanı etkilemiş ve etkilemeye devam eden Erol Güngör gibiler kaç tanedir. Tahta sopalı demirden adam kaç tanedir. Onunla, hakiki evladı ile vatan toprağı bir kat daha değer kazanmıştır. O, öbür dünyada amel defteri kapanmayanlardandır. Dünyada kırk beş sene yaşadı. Ancak, ruhaniyeti ve fikirleri gönüllerde ve beyinlerde bilmeyen ne bilsin bizi bilenlere selam olsun dercesine asırlarca daha yaşacaktır. Mekânı cennet olsun vesselam…

raseyhoglu@hotmail.com Kaynak:SanatAlemi

50 views

tesakademi
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ