tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

BU YAPILANLAR SENDİKACILIK DEĞİLDİR!

tesakademi

SENDİKALARIN GÖREVİ PAZARLAMA, SİYASETİN OYUNCAĞI OLMA, EĞİTİM ÇALIŞANLARININ VE KENDİ ÜYELERİNİN HAKKINI YEME DEĞİLDİR

       Gaziantep, eğitimde tarihinde hiç görülmediği kadar geriye gitmektedir. 1997 yılında sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilen dönemde, ilimizde ve Türkiye genelinde müfredattan, derslik ihtiyacına, okul ihtiyacına ve bir çok konuda eksiklikler vardı. Gaziantep ilimizde sınıflarımız şuan ki mevcutlarından daha kalabalıktı. Öğretmen sayısı da günümüzden daha azdı. Eğitimde başarıyı olumsuz etkileyen daha fazla sebep vardı. Fakat onca sebeplere rağmen başarı günümüzden daha yüksekti. O yıllarda da başka bir sendika ve siyasi parti eğitimi yap boz tahtası haline getirmişti.

 

       28 Şubat sürecinde de Gaziantep’te bir çok sıkıntı yaşanmıştı. Fakat eğitim çalışanları makam ve mevki için günümüzdeki kadar ahlaki olmayan pazarlıklara kurban edilmemişti. Gaziantep ve Türkiye’de son altı yıldır mevcut siyasi irade ve ona oyuncak olan malum sendika, her türlü din hortumculuğu yaparak, kendi sendikasının üye sayını arttırmak için, kendi meslektaşlarını ahlaki olmayan yollarla pazarlık masasında, o okul senin, bu okul benim yöneticiliğe pazarladılar. Eğitim çalışanlarına bu ahlaki olmayan durumları reva görenler bu gün de kavga yapmaktadırlar.

       28 Şubat sürecinde Türk Eğitim-Sen olarak Türkiye genelinde ve Gaziantep ilinde verdiğimiz mücadele; o dönemde, TBMM tutanaklarında, Ülke genelindeki idari mahkemelerde ve ilimizdeki mahkemelerdeki kayıtlarda, sendikamızın kayıtlarında ve basın açıklamalarımızda mevcuttur. 28 Şubat sürecinde öğretmenlere yapılan zulümleri, günümüzle kıyasladığımızda, son yıllarda öğretmenlere yapılan zulümler 28 Şubat döneminin en az on kat üzerindedir. Hem de inançlıyım diyen insanlar, kul hakkı yiyerek ve elhamdülillah diyerek zulmetmektedirler.

       Gaziantep İl Milli Eğitimde olan kavgadaki malum kişi ile ilgili, bu kişinin ne yaptığını bütün Gaziantep bilmektedir. Malum kişi yaptığı haksız uygulama nedeniyle mahkeme kararıyla tazminat ödemek zorunda kaldığı öğretmene hala tazminatını ödememiştir. Malum kişiyle ilgili görevi kötüye kullanmadan dolayı, yargılama veya hukuki sürecin de halihazırda devam ettiği bilinmektedir. Fazla ödemeden dolayı Eylül 2008’de kaybettiği davayı ve sürecin sonucunu izliyoruz. Ve daha bir çok soruşturma ve aklama-paklamalar… Malum sendikanın hak kavramından anladığı inanç hortumculuğunun altına her yanlışı gizlemekse, yüz akından anladıkları ancak bu kadar olur.

       Mevcut siyasi iradenin milletvekilleri ve diğer partilerin milletvekilleri, Gaziantep’teki duruma seyirci kalıyorlarsa, siyasi olarak bunun bedellerini de zamanı gelince elbet öderler. Mahkeme kadıya mülk değildir hiçbir zaman. Özellikle mevcut siyasi iradenin milletvekilleri milletten aldıkları gücü, Gaziantep Milli Eğitimde kadrolaşmaya, belli makam ve mevkilere yandaşları atamak için seferber olarak kullanıyorlarsa, ilimizin eğitimi büyük yara alıyor demektir. Milletvekilleri Gaziantep’te eğitim çalışanlarına yapılan ayrımcılıkta yarışmamalıdırlar. Gaziantep’te kadrolaşma uğruna yapılanları devam ettirmek isteyen bir siyasi anlayış varsa ilimizdeki başarısızlığın asıl sorumlusu bu anlayıştır. Gaziantep’te olanlar ( yönetici atamalar, ödüller ve bir çok konuda) normal olaylar değildir. Gaziantep’te kadrolaşmanın da ötesinde, parti devletine gidiş vardır. Bunun sorumluları da öncelikle mevcut siyasi iradenin milletvekilleridir.

       Olup bitenleri iyi gösterenler ve durumdan memnun olanlar, menfi düşünce içerisinde olup, siyasileri kendi menfaatleri çerçevesinde yalan yanlış yönlendirenlerdir. Siyasiler bütün eğitim çalışanlarına adil olan uygulamalar içine girmelidirler. Benim siyasi yandaşım düşüncesiyle bir sendika ve grubun vekiliymiş gibi hareket ederek eğitimcilerin ve Gaziantep halkının gözünde küçülmemelidirler. Siyasiler eğitimi kuşatma alanı olarak görmemeli, eğitime ve eğitimciye saygılı olmalıdırlar.

       Sendika mücadelesinde inançlıyım diyen insanların kul hakkı yeme yarışı yaptığı günümüzde, her türlü haksızlığın aracı haline gelenlerin, kendi üyesine bile haksızlık yaparak zulmettiğinin farkına varamaması gülünecek bir durum olsa gerek. Yüce dinimiz alet edilerek öğretmenlerin hakkının yendiği bir dönemden geçmekteyiz. Bu dönemde bu işi yapanlar, yaptıkları işlere türlü kılıflar uydurmaya çalışsalar da her şey apaçık ortadadır. Savundukça batmaktadırlar. Herkesi de bataklıkta zannederek, çırpındıkça bataklıktaki çamuru herkese sıçratmaya devam etmektedirler.

       Ne yaparlarsa yapsınlar, çırpındıkça batarlar. Kul hakkı yiyerek elhamdülillah demenin ne bu dünyada, ne ahirette kimseye faydasının olmadığının bilinmesi gerekir.

       Gaziantep’te eğitim çalışanlarına verilen ödüller konusunda kaç yıldır kimlerin ödül aldığını bütün öğretmenler biliyor artık. Sendikaların sayılarını yalan yanlış yazarak, durumu kimse kurtaramaz. Yapılan basit matematik hesaplarıyla zaman kaybedene kadar, öğretmenlerin çalışıp hak ederek almaları gereken ödülleri hileli yollarla alanlar, eğitim çalışanlarından özür dilemelidirler. Yapılanlar kul hakkı yemektir. Hele de bu durum birkaç yıldır devam ediyorsa, kul hakkı yemeyi alışkanlık haline getirenler öğretmen arkadaşlarının yüzüne nasıl bakabilmektedirler.

       Eğitim çalışanlarının her yıl gösterdiği başarılar karşısında alması gereken ödüllerin çoğunu bir sendikanın üyelerinin alması ve bunun savunulması, savunan kişilerdeki ahlaki çöküntüyü gösterir. Rezaleti bütün öğretmenler seyretmektedir. Özür dilemesi gerekenler rezaleti savunuyorlarsa menfaat bataklığının dibine doğru daha da batmış olurlar.

       Gaziantep’te 2008 yılında eğitim çalışanlarına verilen aylıkla ödüllere konusunda şark kurnazlığıyla, basit hesaplamalarla eğitim çalışanlarını aldatıp kandıracağını zanneden zavallılar gülünç duruma düşüyorlar. Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubemizin üye sayıları 1998 yılından bu yana hiçbir zaman 2000’in altına düşmemiştir. Malum sendikanın üye sayısı AKP iktidarından geçinmeden önce yerlerde sürünüyordu. 2008 yılında kendi imzalarının da olduğu mutabakatlarda sendikamızın üye sayısı 2483’tür Eğitim-Sen ise 2016’dır. Eğitim-İş ve TEÇ-Sen’in üye sayısı toplamları yaklaşık 500’dür. Yandaşlarının aldığı ödülleri yalan yanlış beyanlarla savunmaya çalışmak utanmazlıktır. Boğazına kadar eğitim çalışanlarının haklarını yiyenler, hak ve doğruyu değil, saçma-sapan, yalan-yanlış sözleri dilleriyle söylemeye başlamışlardır.

       Bu utanmazlığı yapanları öncelikle haklarını yedikleri kendi üyelerinden ve eğitim çalışanlarından özür dilemeye çağırıyoruz.

       Malum sendika kendi beyanlarıyla, milli ve manevi değerleri savunan kişilerin ödül almalarından neden rahatsız olunduğundan bahsetmiştir. Milli ve manevi değerleri savunanlar öncelikle hak yemezler. Kul hakkına saygılı olurlar. Bu dünyanın menfaatleri için öbür dünyalarını yakmazlar. Bu çirkin ve ahlaki olmayan mantık kurgusunun malum sendikanın bütün üyeleri tarafından paylaşılmadığını da biliyoruz. 2005’ten bu yana kendilerine, eşlerine ve yandaşlarına ödül alanlar, yedikleri kul haklarını savunmak için milli ve manevi değerlerin arkasına saklanmaya çalışmaktadırlar. İşte bunun adı din hortumculuğudur. Siyasilerde, kendileri de milli ve manevi değerleri yaptıkları yanlış işlere alet etmeye çalışmaktadırlar.

       Malum sendikanın üyeleri içinden, yanlış işlerle uğraşan bu kişiler, Müslüman mı diye de buradan soruyoruz?

       Sendikacılık, siyasi iktidarlardan geçinmek değildir. Değişik siyasi iktidarlar döneminde eğitim çalışanlarının haklarını savunmak, eğitim için, eğitim çalışanları için, ülkesi, milleti ve inandığı değerleri için mücadele etmektir. Türk Eğitim-Sen bu mücadeleyi Gaziantep’te ve Ülkemizin her yerinde, her zaman yapmıştır. Bu nedenle Türk Eğitim-Sen’e eğitim çalışanları üye olmuşlar, destek vermişler ve sendikamızı yetkili kılmışlardır. Biz dün vardık, bu gün varız, yarın daha güçlü olacağız. Çünkü biz, Türkiye’nin sendikasıyız. Gücümüzü üyelerimizden almaktayız. İktidarlardan geçinen sarı sendikalar her zaman son baharı yaşarlar ve sararan yapraklar gibi dökülüp giderler.

        Eğitim çalışanları bu konuda hangi sendikanın ne olduğunu çok iyi bilmektedirler.

        Türk Eğitim-Sen’in kurulduğu 1992 yılından bu yana, kurulan onlarca hükümet döneminde, yaklaşık 8-9 siyasi parti ülkemizi yönetmiştir. Bu dönemlerin hepsinde verdiğimiz mücadelede milli ve bağımsız sendikacılık yapmış bulunmaktayız.

        28 Şubat sürecinde “Kesintisiz demokrasi” eylemleri ve bildirileriyle Türkiye genelinde meydanlarda olan bizlerdik.

       Yine o dönemlerde Ülke genelinde, Milli Eğitim bakanlığının yanlış uygulamalarına karşı meydanlarda ve her yerde bizler mücadele ettik. İl Milli Eğitimlerin yanlış uygulamalarıyla ülke genelinde bizler mücadele ederek düzelttirdik.

       Irak’ın işgalinde Gaziantep’e Amerikan askerleri getirilip havaalanına ve çevresine yerleştirilmek istenildiğinde yine bizler mücadele ettik. “Gaziantep Milli Mücadele Birliğini” kurduk. Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve derneklerden oluşan yaklaşık 28 kuruluşla birlikte hava alanına giderek, meydanlarda Irak’ın işgaline karşı çıktık. Irakta 1 milyondan fazla Müslüman kardeşimizin öldürülmesine karşı sürekli eylemler ve açıklamalar yaptık.

       Filistin’in, Gazze’nin işgaline karşı meydanlara indik, açıklamalarımızla sürekli protesto ettik. Bu protestolara malum sendika ve diğer sendikaların üyelerinden de katılanlar oldu.

       Hz. Peygamberimize karşı Danimarka’dan karikatürlerle yapılan hakaretlere karşı kitlesel basın açıklamaları ve sürekli tepki açıklamaları yaptık.

       Fakat aynı yıllarda Peygamber Efendimize karşı hakaretler Danimarka’dan önce mevcut iktidarın, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Talim Terbiye Kurulunun izin verdiği ders kitaplarında minyatür fotoğraflarla yapılan hakaretlere karşı bizler gerekli tepkiyi gösterdik ve kitapları toplattık.

       Malum sendika, Peygamber Efendimize Danimarka’dan yapılan hakaretlere tepki gösterirken, AKP hükümetinin Milli Eğitim bakanına tepki gösteremedi. Halbuki AKP hükümetinin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı talim terbiye kurulu Cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümet döneminde görülmeyen bir uygulamaya imza atmıştı.

       Sadece bu mu?
       2002 yılında önce başörtüsü için yürüyüş yapanlar, AKP döneminde bizlerinde çözüme kavuşturulmasını istediğimiz başörtüsü konusunda hiç eylem yapmadı. Acaba, 2002’den önce eylem yapan memurlara makam, mevki mi verildi? Yine memur olmayan mücahit ruhlu kardeşlerimiz müteahhit mi oldu? Başörtüsü mağdurları hala mağdur. Bir tarafta siyasi iktidar, bir tarafta makam-mevki, bir tarafta akçeli işler…

       Sadece bu mu?
       2003 yılında zina suç olmaktan çıkarken, nüfusunun % 99’u Müslüman olan bir ülke Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalar ve Türk Eğitim-Sen dışında hangi sendika tepki gösterdi? İktidardan gelen makam ve mevkiiler nedeniyle suskun kalan sendikaların dininde zina suç değil mi acaba?

       2002 yılından bu yana Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı yönetici atama yönetmelikleriyle eğitim çalışanları sürekli huzursuz edilmiştir. Çıkan yönetmelik haktan adaletten uzak, çalışanların bütün kariyer ve liyakatlerini ayaklar altına alan türde yönetmeliklerdi. Bu yönetmeliklerle Türkiye ve Gaziantep’te eğitim çökertildi. Bu yönetmeliklere karşı hukuki mücadele vererek eğitim çalışanlarına yapılan haksızlığı Türk Eğitim-Sen olarak Ülke genelinde önledik. Malum sendika ne yaptı? Başkalarının haklarını kendilerine menfaat yaptılar. Haksızlıkları zulmü alkışladılar ve ortak oldular. Hakka değil menfaate taptılar. Hakları olmayan makam ve mevkileri siyasilerle birlikte yandaşlarına pazarlayarak eğitim çalışanlarının onuruyla oynadılar. Sendikacılığı menfaatçilik ve iktidarlardan nemalanma zannedenler, kendi üyelerinin de haklarını yiyerek kendi genel başkanlarının dediği gibi “Sendika menfaat örgütüdür. Dünya ya da ahiret menfaati olmayan birisinin Eğitim Bir Sen’e üye olmasına gerek yoktur. Altını çizerek söylüyorum. Vakıf ya da dernek değiliz. Ama burası menfaat örgütüdür. Menfaati olmayan birisinin eğitim bir sen’e üye olmasına gerek yoktur. Böyle üye olan varsa kendisini yormasın.” menfaat örgütçülüğü yapmışlardır.

       Milli Eğitim bakanlığının bir çok yanlış uygulamasında sessiz kaldılar.

       İktidarın Deniz feneri de dahil bir çok haksız uygulamalarına ses çıkaramadılar.

        Milli Eğitim bakanlığı ve mevcut siyasi iradenin yanlış ve haksız uygulamalarına aracı olarak, eğitim çalışanlarını ve memurları birlikte ezdiler.

       Ey eğitim çalışanı arkadaşım!

        Olup bitenleri görüyorsun elbet. Daha yazılacak, söylenecek pek çok şey var. Söylediği sözlerle kendi insanlığının derecesini ortaya koyanları sizler çok iyi biliyorsunuz. Kul hakkı yiyerek düştükleri bataklıktaki çamurları herkese sıçratmaya çalışanlar, çırpındıkça batmaktadır.

       Türk Eğitim-Sen bataklıkta sivri sinek gibi çırpınanların, kendi üyelerine ve eğitim çalışanlarına verdiği zararları önleme mücadelesini her zaman sürdürecektir.

       Verdiğimiz onurlu ve vakarlı mücadeleden asla geri adım atmayacağız.

       Hak mücadelemizde, haktan yana verdiğimiz mücadelede hiçbir engel tanımayacağız.

       Her zaman eğitim çalışanlarının yanında, haksızlık yapanların ensesinde olacağız.

       Ülkemizin geleceği için, bu mücadeleyi çok daha güçlü vereceğiz.

       Siyasetin oyuncağı olup kendi üyeleri ve eğitim çalışanlarının haklarını yiyenleri bütün eğitim çalışanları görmektedir. Fakat bu utanmazlığı yapanların dinen cezası verilecek mutlaka, ancak bu pazarlamacılara, günümüzde de gereken dersi eğitim çalışanlarının vereceğine inanıyoruz.

       Söylenen sözlerle değil, yaşanan olaylarla kimin ne olduğunu, eğitim çalışanları takdir edecektir. İnsanlık dışı rezil halleriyle dökülüp saçılan, zavallıların kepazeliklerine eğitim çalışanlarının gereken dersi vereceğine inanıyoruz.

       Kamuoyuna saygılarımızla…

                                                                                                                                  TÜRK EĞİTİM-SEN
                                                                                                                     GAZİANTEP ŞUBE YÖNETİM KURULU

10 views

tesakademi
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ