tesgaziantep logo
Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Resmi Sitesi

BU DA ÖSS OTOMATİĞİ…

tesakademi

        Bütün basın yayın organlarında ÖSS sonuçlarının açıklandığı saatten bu yana  nasıl olurda 30 bin kişi sıfır ‘’0’’ puan alır soruları soruluyor.
 Gayet tabiî ki alır. Daha fazla kişi de bu puanı alır. Eğitimin mutfağında olan birisi olarak söylüyorum bu sonuç beni hiç şaşırtmadı. Çünkü son yedi sekiz yıldır eğitimde reform söylemleriyle sunumu yapılan müfredat ve sonucu 30 bin sıfır….
  
        Peki Nasıl Bu Noktaya Gelindi?

       1-AB uyum süreci veya eğitimde reform söylemleri ile tamamen çeviri yapılarak ülkemizde uygulanmaya konulan ithal bir sistem. Sistemin ithal edildiği ülkelerde…
       –Tek öğretmenli birleştirilmiş sınıflar yok.
       –Yer yer 70-80 kişilik sınıflar yok.
       –Kütüphanesiz okullar yok.
       –Bilgisayarsız okullar yok.
       –Ücretli, geçici, sözleşmeli…  öğretmenler yok.
       –…
       –…
       –…
       Bu örneklerden onlarca sıralamak mümkün.

       Kısaca Avrupa’dan  ithal edilen bu sistem ülkemiz gerçekleriyle örtüşmemiştir. Her zaman olduğu gibi eleştiri kabul görmemiş ne diyorsak onu yapın denmiştir.

 

       2-Sistemin uygulayıcısı yani işin mutfağında olan öğretmenlerin değerinin veya statüsünün rencide edilmesi. Öğretmenlerin asil, vekil, sözleşmeli, ücretli, 4B’li, 4C’li… gibi sınıflara ayrılması sonucunda giderek kalitesi düşen bir eğitim hizmeti.

       Şu da garip bir gerçek öğretmenlikten başka hiçbir mesleğin yedeği veya  vekili… yok.

       Yapılan anketlere göre çoğunun  işinde mutlu olmadığı görülen  bir öğretmen kitlesi.

       3-Yine son 7-8 yıldır alıştığımız emirlerden biri öğrencileri sınıfta bırakmayın. Hadi bırakmadık işte, 30 bin ‘’ 0’’ ın bir başka nedeni. Eğer gerçekleri görseydik yani AB süreci için öğrencileri sınıf geçirmeseydik, bu kişileri mesleki yönlendirmelere tabi tutsaydık, şimdi bu kişiler işlerinde atölyesinde fabrikasında çalışan mutlu bireyler olmayacaklar mıydı? Ama yapmadık sonuç 30 bin mutsuz genç…

       4-Ülkemizde okul ve sınıfların program ithal ettiğimiz ülkelerden kat kat yoksun olması. Hala bir çok köyümüzde tek öğretmen ve birleştirilmiş sınıf uygulamalarının yapılması.Tüm okullarda mutlaka en az birkaç öğretmenin bulunmaması. Sınıfların aşırı kalabalık olması. Okulların eğitim öğretime hazır olmaması (ısınma,aydınlanma…) Bir çok okulda bilgisayar odaları, iş atölyesi, spor alanı, kütüphane…..gibi bölümlerin olmaması.

       Ayrıca eğitimli, evinde bilgisayarı kütüphanesi interneti olan velilerin olduğu bir veli profili isteyen bir sistem.

       5-Sınıflarda her seviye ve gurupların barındırılması yani kaynaştırma eğitimi. Öğrencilerin hepsinin  aynı seviyede ve aynı yeterlilikte görüldüğü bir eğitim sistemi. Diğer bir tabirle sistemsizlik. Bir marangoz atölyesini düşünün size yalnız biz yontma makinesi verilmiş bu makineyle çam, gürgen, meşe, dut, erik… ağaçlarının hepsine şekil vereceksiniz denilen bir sistem. Sonunda hiçbir şeye benzemeyen 30 binler…

       6- 12 yılda okullarda veremediklerinizi 8 ayda vermeye kalkan dershane rantı.

       Bütün bunları yazmaya devam etsem sayfaları dolduracağa benziyor. Yakın zamanda yaşanmış bir çarpıcı örnekle bitirmek istiyorum…

       Vali İlhan Atış, daha önce denetim için gittiği bir lisede öğrencilere Çanakkale Savaşları’nın nerede olduğunu sorduğunda, “Kars ile Erzurum arasında bir yerde” yanıtını alınca şoke olduğunu söylemişti.”  Lise 1 öğrencisine Adana’nın ilçelerini sordum. Sadece ‘Seyhan, Yüreğir, Pozantı’ dedi. Herhalde Pozantılıydı. Lise 2 öğrencisine aynı soruyu sordum. “Hatay, İskenderun, Tarsus” diye saydı. Lise 1 öğrencilerine “Çanakkale Savaşları’nı kim anlatacak” diye sordum. Anlatan çıkmadı. Aynı soruyu lise 3’deki bir öğrenciye sordum, bilemedi. “O zaman Çanakkale Savaşları nerede oldu? Çanakkale Savaşları Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde mi oldu, yoksa Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi oldu?” diye şaşırtıcı bir soru sordum. Tartıştılar, karar verdiler; “Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde” dediler. Lise 3’lere Türkiye’nin komşularını sordum, “Yunanistan ve İran” dediler. O kadar. Başka yok. Bu korkunç bir şey.”

         Sonuç olarak;
         Yaptığı işte mutlu olmayan öğretmenler.
         Başarıları sistemle gölgelenen yarınlar gençler.
         Çocuğunun geleceğinden ciddi endişe duyan veliler.
         Her yıl değişen sınav sistemleri.
         Yanlışlarla dolu sınav sorular.
         Yanlışlarla dolu ders kitapları.
         Ve en acısı mahkeme kararıyla durdurulan bir müfredat…
         İşte Milli Eğitim de her şey otomatikte…  daha ne olsun.

                                                                                                               Muharrem KATIOĞLU
                                                                                                      Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi
                                                                                                          Dış İlişkiler Ve Basın Sekreteri
                                            

5 views

tesakademi
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ