Ana Sayfa Gündem, Haberler, TES Gaziantep, Üst Manşet 12 Kasım 2017 179 Görüntüleme

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi 6. Olağan Genel Kurul Yapıldı…

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubemizin 6. Olağan Genel Kurulu yapıldı.

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubemizin 6. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Genel kurula Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı ve Türkiye Kamu-Sen Genel Dış İlişkiler Sekreteri Ahmet Demirci, Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanı Muhittin Taşdoğan, Türk Sağlık-Sen İl Başkanı Kemal Kazak, Türk Haber-Sen İl Başkanı Abdulselim Parlak, Türk Ulaşım-Sen İl Başkanı Baler Fidan, Oğuzeli Belediye Başkanı Mehmet Sait Kılıç,  Türk Büro-Sen Fahri Tabur, Türk Tarım Orman-Sen İl Başkanı Cuma Erol, Türk Enerji-Sen İl Başkanı Hasan Aytaç, Türk Tarım Orman-Sen Hatay İl Başkanı Teyvik Gülen, Milliyetçi Hareket Partisi Şehitkamil İlçe Başkanı Aziz Yücel ve çok sayıda delege katıldı.

Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şubesi Başkanı Bekir Avan, seçimli genel kurulda aday çıkmazken Bekir Avan, tekrar başkan seçildi.

Şube Başkanı Bekir AVAN’ın 6. Olağan Genel Kurul Konuşması aşağıda olduğu gibidir.

Sayın Divan,
Sayın Konuklar,
Sayın Basın Mensupları,
Sayın Şube Başkanları,
Sayın İl ve İlçe Temsilcileri,
Değerli delege arkadaşlarım, saygıdeğer hanımefendiler, muhterem beyefendiler, öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şubemizin 6. Olağan Genel Kuruluna hepiniz hoş geldiniz.
 
Cumhuriyetimizin kurucusu, Başöğretmenimiz, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, ebediyete intikal etmiş, Türk Büyüklerimizi, bütün şehitlerimizi, şehit öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum.
 
Türk Eğitim-Sen’in  bugünlere gelmesinde katkısı olan adsız kahramanlara selam olsun!
 
Baskılardan, sürgünlerden, kıyımlardan yılmayanlara selam olsun !
 
Sendikal haklar mücadelesinde çocuklarının eğitimi bölünenlere, aileleri parçalananlara selam olsun!
 
Türkiye’nin her köşesinde ve günün her saatinde canı pahasına görev yapan askerlerimize, polislerimize tüm memurlara  selam olsun!
 
Sendikamızla birlikte hak arayanlara, eylemlerde meydanları dolduranlara, selam olsun!
 
Hak arama mücadelesinde kula kulluk yapmayanlara selam olsun!
 
İlkem önce Ülkem diyerek, Yurdun dört bir yanını aydınlatanlara, çalışmayı ibadet bilenlere selam olsun!
 
Makama, mevkiye, koltuk sevdası uğruna şantaja boyun eğmeyenlere, adam gibi adamlara selam olsun!
 
Hak arama mücadelesinde eğilmeyenlere, bükülmeyenlere, her şart altında hakkı tutup kaldıranlara, Türkiye sevdalılarına, sizlere, Türk Eğitim-Sen’lilere selam olsun!
     
İlkeli ve onurlu sendikacılığın adresi, hak arama mücadelesinin merkezi ve cesur sesi, kamu çalışanlarının ve eğitim çalışanlarının gerçek temsilcisidir Türk Eğitim-Sen. Şartlar ne olursa olsun, zamana ve mekana bakmaksızın doğru mücadele veren, milli bir sivil toplum örgütü olan Türk Eğitim-Sen’in Gaziantep Şubesini teşekkül ettirmek amacıyla bir aradayız. Bugünlerde Ülke genelinde tüm şubelerimiz seçimlerini yaparak teşekküllerini tamamlamış olacaklardır.
 
Şubemizin teşekkülünde, irade beyanında bulunacak olan sizler bu anlamlı görevde camiamızın sorumluluğunu omuzlamak, mücadelemizi taçlandırmak için buradasınız. Yapacağımız bu genel kurulla, şubemiz yeniden teşekkül ederken, hiçbir zorluktan kaçmadan, baskılardan yılmadan, ümitsizliğe kapılmadan, bütün oyunları görüp bozarak mücadele vererek bu günlere geldik. Türk Eğitim-Sen’in onurlu mücadelesinde, birlik beraberlik içinde en zor hedeflerimize dahi ulaşmak için azimle inançla verdiğimiz mücadelede, daha yeni bir şevk ve heyecan içindeyiz. Bu ruhla Şubemizde mücadelemiz daha da keskinleşecek, tüm zorluklar tek tek aşılacaktır.
 
Haklarımızı almak, haksızlıklara karşı durmak için daha hızlı yürüyeceğiz, daha büyük bir mücadele vereceğiz. Ulaşılmaz denilen bütün hedeflere tek tek ulaşacağız.
 
Sendikamızın şanlı mücadelesinde, inançlarımızın, sevdalarımızın, hasletlerimizin yarınlarımızın mücadelesini verdik. Eğitim camiasının, Kamu çalışanlarının, Yüce Türk milletinin varolma mücadelesini verdik. Bizler, eğitim çalışanlarını satanları da, kamu çalışanlarını pazarlayanları da siyasi iradenin kirli oyuncağı olanları da, kula kulluk edip inançlarını, değerlerini, arkadaşlarını satanları da asla unutmayacağız. Toplu Sözleşme masalarında memurun mücadelesini satan sarı sendikaları ise hiç unutmayacağız. Siyasi iktidarın himayesiyle memurları köleleştiren, kul hakkı yiyen, memurlara yapılan ayrımcılığın aymazlığın merkezi olan, memurları her türlü baskı, şantaj, kirli menfaat ve hileyle zorla üye yaparak adeta esir kampı oluşturan sarı sendikacılığı tarihin çöp sepetine atacağız. Memurları için kurulan tüm oyunları bozacağız, esir kamplarını tek tek yıkacağız. Memurların hak arama mücadelesinde hiçbir engel tanımayacağız.
 
Her zorluğun üstesinden geleceğiz.
 
Aşılmaz denilen tüm engelleri aşacağız.
 
Yürünmez denilen tüm yolları başımız dik bir şekilde yürüyeceğiz.
 
Bütün oyunları bozacağız, bütün tehlikeleri bertaraf edeceğiz.
 
Ülkemizin içinde bulunduğu tehlikeli durum, milletimizin sürüklendiği kaos ortamı, 15 Temmuz FETÖ hain darbesi, PKK, İŞİD ve diğer terör örgütlerinin saldırıları karşısında Ülkemiz varlık mücadelesi verir hale getirilmiştir. Türkiye’nin dışarıdan kuşatılması, içteki işbirlikçilerinin hainlikleri, bağımsızlığımızın tartışılır hale geldiği bu günlerde bizlere düşen vazifenin farkındayız. Bizler Türkiye Sevdalılarıyız. Devletimize olan bağlılığımızı, vatanımıza ve milletimize olan sevgimizi kimseye ama kimseye tartıştıttırmayız. Ulu Önder, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Gençliğe Hitabesinde belirttiği gibi Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmak için muhtaç olduğumuz kudretin, damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu bilmekte ve o şuurla hareket etmekteyiz.
 
Her türlü yandaşlığın pirim gördüğü, kul hakkının çiğnendiği, haramın helal diye yendiği, taraf olmayanın tehdit edilerek bertaraf edildiği, yandaş devletine, parti devletine doğru gidildiğinin ayak sesleri bütün Ülkemizi sarmıştır. Türkiye’de yandaş olmayana neredeyse hayat hakkı tanınmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin sosyal yönü yok edilmiş, hukuk devleti anlayışı ortadan kaldırılmış, demokrasisi rafa kaldırılmış durumdadır. Kanunları uygulanamaz hale getirilmiş, siyasetin kullandığı dil milletimizi cepheleştirmiş, ayrıştırmış, Ülkemizin birliği ve beraberliğini bozmuş ve bozmaya da devam etmektedir.
 
Kıymetli eğitim çalışanları, değerli misafirler,
 
Bu amaçla verdiğimiz mücadele, haksızlıkların ortadan kalkması, ayrımcılığın son bulması, milletimizin birliğinin ve beraberliğinin sağlanması mücadelesidir. Mücadelemiz, kanunların herkese eşit uygulanması, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin sosyal bir hukuk devleti olma özelliğinin korunması mücadelesidir. Mücadelemiz, demokrasimizin güçlenmesi, bağımsızlığımızın pekişmesi mücadelesidir.
Türk Eğitim-Sen olarak verdiğimiz mücadelede; eğitim çalışanları ve kamu çalışanlarının özlük, demokratik, ekonomik, sosyal haklarının iyileştirilmesi için mücadele vermekteyiz. Kamuda çalışma barışının sağlanması, eğitim çalışanlarının tüm haklarının iyileştirilmesi ve eğitim çalışanlarına yapılan haksızlıkların ortadan kaldırılması mücadelesidir.
 
Bu mücadelede daha önceki yıllarda olduğu gibi, özellikle 2002 yılından bu yana önemli mesafeler kateddik. Önemli haklar kazandık. Mücadelemizi toplu sözleşme masalarında satan sarı sendikalara rağmen yılmadan, bıkmadan, azimle inançla sürdürmeye devam edeceğiz.
Ülkemizin kötü ve yanlış yönetilmesi sonucun ekonomimiz bozulmuş, dövizdeki artış, benzin ve motorindeki artış, gıda temel ihtiyaç maddelerindeki artış ve iğneden ipliğe her şeyin artması memurları ve Ülkemiz insanını zor duruma düşürmüştür. Enflasyon 2017 yılı Ekim ayı enflasyonu %2,08, yıllık enflasyon 11,09’a ulaşmıştır.
 
Ekonomideki kötü gidişat, tedbir olarak çalışanlara zorunlu tasarruf yaptırmak amacıyla Bireysel emeklilik sistemini (BES) kurdurmuştur. Yine ekonomideki kötü gidiş nedeniyle tedbir amaçlı Türkiye Varlık Fonu kurularak Ülkemizin gözbebeği kuruluşlar bu fona aktarılmıştır.
Çalışma hayatı baltalanarak kamuda aynı işi yapan kişiler farklı adlar altında istihdam edilerek yeni istihdam modelleri geliştirilmiştir. Geliştirilen bu istihdam modelleri çalışanların iş güvencesini ve geleceğini tehdit etmektedir. Bununla birlikte kamuda 657 sayılı Kanunun 4-A, 4-B, 4-C maddeleri ile kadrolu, sözleşmeli, geçici ve vekil gibi adlar altında personel çalıştırılmaktadır. Bugünlerde buna bir yenisi eklenerek kamudaki taşeron işçileri 657’ye 4-E olarak istihdam edilmek istenmektedir.
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın neredeyse her uygulaması dayatmaya dönmüş ve tartışılır hale gelmiştir. Son zamanlarda ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı uygulamalar herkesin canını yakar hale gelmiş ve tüm Türkiye tartışmaya devam etmektedir. 2002 yılından bu yana bakanlar aynı siyasi partiye bağlı hükümetlerin bakanları olmasına rağmen, uygulanan politikalarda tutarlılık ve istikrar yoktur. Milli Eğitim Bakanlığı yap boz tahtası haline getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı yandaş eğitim bakanlığı haline getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda yandaş olanlara her kapı açılmakta, her yol mübah hale getirilmektedir. Yandaş olmayanlara ise adeta hayat hakkı tanınmamaktadır.
Okul yöneticileri ve şube müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri, bakanlık müfettişi ve müfettiş atamalarında, bakanlık üst düzey bürokrat atamalarında tarihin en büyük skandalları yaşanmaktadır. Her türlü haksızlık, hukuksuzluk yaşanmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar haksızlık yapanları ve işini kötü yapan yandaşları sürekli himaye etmekte ve mahkeme karalarını bile uygulamaz hale gelmiştir.
 
Milli Eğitim Bakanlığı 15 Temmuz 2017 hain FETÖ darbesinden sonra Sözleşmeli öğretmenlik ve mülakatla öğretmen ataması yapmaya başlamıştır. Yapılan bu uygulamayla öğretmenlerin iş güvencesi tehlikeli hale getirilmiştir. 350 binden fazla atama bekleyen öğretmenler arasında ayrımcılık yapılarak KPSS puanı yüksek olanlar değil de yandaş olanlar öğretmen olarak atanmaya başlamıştır. Atanan sözleşmeli öğretmenlere yine baskı yapılarak stajyerliği döneminde öğretmenlere baskı uygulanmaktadır. Sözleşmeli  ve stajyer öğretmenler şantaj ve baskıyla sarı sendikaya zorla üye yapılmaktadır. Daha göreve yeni başlayan öğretmenler, Cumhuriyet tarihinin en büyük baskılarını yaşamaktadırlar.
  
Öğretmenlerin mülakatla atanmasını Ülkemizin güvenliği için yaptığını söyleyenler doğru söylemektedir. Atama sonuçlarına baktığımızda yandaşlara mülakatta yüksek puan verilerek atandığı apaçık ortadadır. Yapılan bu uygulamalar ancak parti devletlerinde yapılan uygulamalardır.
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretime ve yükseköğretime geçiş sistemi tam bir dayatmayla olmuştur. Milli Eğitim’de eğer yeni bir uygulama yapılacaksa öncelikle eğitim çalışanlarına, Üniversitelere sorulması gerekmektedir. Ancak böyle olmamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nda gizli paydaşların görüşleri esas alınarak yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımız sürekli kobay haline getirilerek geleceğimiz karartılmaktadır.
 
Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlere performans uygulamasında; öğretmenlere, öğrencilerin, velilerin, okul yöneticilerinin ve bizzat öğretmenlerin birbirlerine puan verecek olması kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Böyle bir sistem öğretmenlerin denetlenmesinden çok uzak bir sistemdir. Bu yeni sistemle öğretmenler itibarsızlaştırılmak istenmektedir. Uygulamaya başlanılan bu sistem öğretmeni bilgi veren, öğrenciyi eğiten değil, sadece not veren bir kişi haline getirecektir. Bu sistemde öğretmenler ve okul yöneticileri birbirleriyle hasım haline getirilecektir. Öğretmenleri çalışamaz hale getirecek bu sistemden derhal vazgeçilmelidir. Öğretmene performans sistemi tarihin çöp kutusuna atılmalı ve öğretmenlerden derhal özür dilenmelidir.
 
Çalışanlar sendikaları denetlemeli, sorgulamalı, eleştirmeli ve haklarını arattırmalıdır. Yine çalışanlar sendikalara haksızlıklar karşısında mücadele verdirtmelidir. Sendikaların yol haritasını kamu çalışanları, eğitim çalışanları belirlemelidir. Kamuda siyasi iktidara yaslanarak her türlü haksızlığı, ayrımcılığı yapan yapının adı sendika olamaz. Sendikalar memurların mücadelesini vermeyen paravan kuruluşlara, sarı sendikalara, sözde sendikalara dönüşmektedir. Tüm memurlara ayağa kalkarak bu aymazlığa dur demelidir. Bu anlamda kamu çalışanları, eğitim çalışanları sendikalara sendikacılık yaptırmalı, sendikacılık yapmayan yapıları tasfiye etmelidir.
 
Sosyal hayata baktığımızda yine depremler olmaktadır. Milletimiz istemediği şekilde düşündürülmeye siyasi çevreler tarafından cepheleştirilerek doğruluğuna inanmadığı yanlış olduğunu bildiği halde zorla tersi yönde düşündürülmeye çalışılmaktadır. Milletimiz siyasete kul köle olmamalı, doğru bildiklerinden asla vazgeçmemeli, iradesini hiç kimseye teslim etmemelidir. Demokrasilerde asil olan millettir. Asil olan millet, vekil olanlara tabii olmamalıdır. Vekil olanlar asil olan millete tabii olmalı, vekiller ve siyaset milletin emrinde olmalı ve millete hizmet etmelidir. Millet iradesi, milli irade hür bir biçimde şekillenmelidir.
 
 Siyasi iktidarın emriyle sarı sendikacılığın 2013 yılında grev hakkı verilmeden yapılan değişikliklerle yeniden güncellenen 4688 sayılı Kamu Çalışanları ve Toplu Sözleşme Kanunu  ile sendikal mücadele yeni bir döneme girmiştir. Bu yeni dönemde herkesçe bilinen malum sarı sendikaya mevzuat desteği ve siyasi iktidarın kurumlardaki uzantılarının baskısıyla üye devşittirilmiştir. Hormonlu bir şekilde büyüyen sarı sendika 2013, 2015 ve 2017 yılı Toplu Sözleşmelerinde memurları değil de siyasi iktidarı temsil etmek için masaya oturmuştur. Son yıllarda tarihin en rezil toplu sözleşmelerini yaşamaktayız. Toplu sözleşmeler, tiyatroya, orta oyununa dönüşmüştür. Senaryoyu siyasi iktidar yazmış, başrolde Buçuk Ali (0,5 Ali) memurlar ise figüran durumuna düşürülmüştür.
 
Ancak bu vahim manzara karşısında bizler Türkiye Kamu-Sen’liler ve Türk Eğitim-Sen üyeleri olarak her zaman memurların yanında olacağız. Sendikacılıkta doğru mücadele vererek olması gereken, çağdaş ve Sorumlu Sendikacılık anlayışıyla, milli sendikacılık anlayışıyla hareket edeceğiz. 4688 sayılı yasadaki memurun elini zayıflatan tüm maddelerin değiştirilmesini sağlamak için grev hakkımızı almak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Üyelerimizin ve tüm memurların, Ülkemizin, Yüce Türk Milletinin mücadelesini vereceğiz.
 
Herkes bilmelidir ki;
 
Üste gök çökmedikçe,
 
Altta yer delinmedikçe Türk Eğitim-Sen’lilere, Türkiye Kamu-Sen’lilere hiçbir şey olmaz.
 
Türk Eğitim-Sen’liler mücadele eder,
 
Memurları ayakta tutmak için.
 
Neler görmedik, neler yaşamadık ki;
 
Milli değerlerimiz yıllarca törpülendi.
 
Manevi değerlerimiz yozlaştırıldı.
 
Milli değerlerimi, milli bayramlarımızı coşkuyla kutlayamaz, yaşayamaz  hale getirilmeye çalışıldık.
 
Bölücüler, vatan hainleri memnun edilmek için Andımız yasaklandı.
 
Bayrak şiirimiz ders kitaplarında çıkarıldı.
 
T.C (Türkiye Cumhuriyeti) devlet kurumlarından, valiliklerden kaymakamlıklardan söküldü.
 
“Ne mutlu Türküm diyene” sözü dağlardan taşlardan silindi.
 
Türk olmak neredeyse suç sayılacaktı.
 
Türkiye Cumhuriyetiyle, Cumhuriyeti kuran iradeyle hesaplaşılmaya çalışıldı…
 
Memleketin dahilinde ve haricinde Türk olarak doğan, Türk olarak yaşayacak ve Türk olarak ölecek olan bizler için bu yaşadıklarımız zul’dür, zulümdür.
 
Tüm bunlar yaşanırken bizler, Türkiye Sevdalıları, Türk Eğitim-Sen’liler diyoruz ki;
 
“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur.” Cemil MERİÇ.
 
Türk Eğitim-Sen üyeleri, Türk Milletinin milli refleksidir. Türk Eğitim-Sen üyeleri zoru başaran, imkansızı zorlayan, her türlü saldırı ve baskıdan yılmayan azimli inançlı insanlardır. Bu mücadele azmiyle  kamçılanan üyelerimizin kutsal yürüyüşünü hiç kimse, hiçbir zaman engelleyemeyecektir.
 
Sendikacılık mücadelemizde; Ötûken’de Kültiğin anıtı, Edirne’de Sinan’ın yaptığı Selimiye Camii, Malazgirt’te Alpaslan’ın giydiği şehadet gömleği, Konya’da Mevlanın mesnevisi, Türkistan’da Yesevi’nin hikmeti, Viyana’da Kara Mustafa Paşa’nın fetih ruhu, Eskişehir’de Yunus’un söylediği ilahi, Sir-iderya kenarında Korkut Ata’nın çaldığı Kopuz, Bağdat kapısını açan Genç Osman’ın kahramanlık ruhu, İstanbul’un burçlarında hala dalgalanan Ulubatlı Hasan’ın diktiği sancak olacağız.
 
Haliç önlerinde “Ya o beni ya da ben onu alacağım” diyen Sultan Mehmet kararlılığı, Maraş’ta Sütçü İmam’ın namus timsali, Antep’te Şahin Beyin “cesedimi çiğnetmeden Antep’i çiğnetmem” andı, İzmir’de Yunan’a Hasan Tahsin’in sıktığı kurşun, Sarıkamış’ta donan doksan bin şehit, Çanakkale’de “Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyen Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’teki iradenin adı olacağız. Tarihteki Mete Han, Türklere Anadolu’nun kapısını açan Alparslan, İstanbul’u fethederek Doğu Rama İmparatorluğu’nu yıkan Fatih, Milli mücadelede “Ya İstiklal, ya ölüm” diyen ATATÜRK olacağız.  Bu yolda varlığımızı TÜRK varlığına armağan edeceğiz.
 
Bizler, milletimizin haklı sesi olmaya devam edeceğiz.
 
Değerli mücadele arkadaşlarım,
 
Milletimizin bekası, devletimizin devamı için  sizlerin, eğitim çalışanlarının hakları, idealleri, ülküleri için mücadele edeceğiz.
Sizlere ve Yüce Türk Milletine layık olmaya çalışacağız.
 
Türk Eğitim Sen Gaziantep Şubemizin 6. Olağan Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını dilerken,
 
 Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
 
ALLAH’a emanet olun.
                                                                         Bekir AVAN
                                                                       Türk Eğitim-Sen
                                                                 Gaziantep Şube Başkanı
 

Şube Başkanı Bekir AVAN’ın konuşmasından sonra delegelerin oy kullanımı ve tek liste ile yapılan seçim sonucu belirlendikten sonra genel kurul sona erdi.

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

YÖK soruşturma istedi

YÖK soruşturma istedi

| Tema Tasarım |