Ana Sayfa Gündem, MEB, TES Gaziantep, Üst Manşet 11 Ekim 2016 944 Görüntüleme

ÖĞRETMENLERİN HAKKI YENİRKEN HİÇ KİMSE SEYRETMEMELİDİR

Mülakatla öğretmen alma değil bunun adı. Bu durum apaçık parti devleti uygulamasıdır. Milli Eğitim Bakanımız unutmamalı ki yukarda ALLAH var. Bu dünyanın ahireti de var…

KPSS’de 94 puan alarak kendi alanında en üst sıralarda yer alan bir sınıf öğretmenine sözleşmeli öğretmenlik mülakatında da yine 94 puan veriyorlar. Sonuçta bu öğretmen tercihlerine atanamıyor. Tabii ki sebebi diğer torpilli yandaşlara, parti devletinin imtiyazlı öğretmen adaylarına KPSS’de 70’li, 80’li puan almalarına rağmen 95, 96, 97, 98 ve 99 gibi puanlar verildiği anlaşılıyor. KPSS’de düşük puan aldığı halde sözlü sınavda yüksek puan alarak ataması yapılan binlerce öğretmen vardır. Bu konuda MEB sözlü sonrası oluşan puan sıralamasını derhal açıklamadır. MEB’in sözlü sonrası oluşan puan sıralamasını branşlara göre açıklamaması skandaldır.

Durum böyle olunca da sözleşmeli öğretmenlik için mülakat yapılan 18 ilde komisyonlar kimlere hangi puanlar verdiler?

Kimler hangi illere yönlendirilerek sözlü sınava girdirildi?

Kimler tercih ettiği mülakat merkezleri dışındaki illerde sınava girdi?

Sınavda açıkça kayırma yaparak yüksek puan veren iller hangi illerdir?

Sınavda yüksek puan verilerek atanması sağlanan öğretmenler, komisyon üyeleri, AKP milletvekilleri, bakanları ve teşkilatları arasında nasıl bir ilişki vardır?

Yine bu ilişkiler nasıl koordine edilmiştir?

Öğretmenliğin sözleşmelilik adı altında köleleşmesine, mülakat yapılarak hak yenilmesine Türk Eğitim-Sen olarak asla seyirci kalmayacağız. Bu konuda gerekli davalar Genel Merkezimizce de açılmıştır.

Şunu da belirtelim ki AKP Hükümeti ve Milli Eğitim Müdürlükleri mülakat konusunda şaibelidir. Daha geçen 2016 yılı Haziran ayı ve önceki yıllarda yapılan Şube Müdürlüğü, Okul Müdürlüğü ve tüm sözlülerde ayrımcılık yapılarak neredeyse yandaş olmayan herkesin hakkı yenilmiştir. Gaziantep’te ve tüm Türkiye’de durum aynıdır. Haksızlık, ayrımcılık insanlık onurunu yerle bir etmiştir ve etmeye devam etmektedir.

Bu olup bitenlere yenisi ekleneceği de seslendirilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen alımından sonra, memur alımları da sözlüyle yapılacak denilebilmektedir.

Yine Sağlık bakanlığı da personel alımlarını sözlüyle yapacağını açıklamaktadır.

OHAL bahane edilerek Ülkemizin gençlerinin geleceği karartılmamalıdır. Eğer bir güvenlik problemi varsa, güvenlik incelemesi yapılarak Türkiye Cumhuriyeti Devletimize tehdit oluşturan, ihanet ve bölücülük içerisinde olan hiç kimse Devlet memuru yapılmayabilir. Hatta bu kişilerin devlete ataması yapılsa bile mevcut kanunlarla görevine son verilebilmektedir. Durum böyleyken yapılmak istenen nedir acaba?

Memur ve her kademedeki yönetici seçiminde liyakatin, ehliyetin esas alınması için Türk milleti hep birlikte koro halinde çığlık atmaktadır.

Ülkemizi yönetenler milletin çığlığına kulak tıkamamalıdır.

Benim dediğim dedik, çaldığım düdük dememelidir.

Ülkeyi ben yönetiyorum istediğim ayrımcılığı, istediği adam kayırmayı yaparım dememelidir.

Yıllardır Ülkemiz yönetilirken yanlış ve arızalı yönetildi. Bu arızalı yönetilme sonucunda marazlı yapılar oluştu. Oluşan bu marazlı yapıların 15 Temmuz 2016’da nasıl cinnet geçirdiğini, Ülkemize nasıl ihanet ettiğini hep birlikte gördük.

Bu nedenle Ülkemiz yönetilirken gençliğimiz arasında ayrımcılık yapılarak, gençlerimizin geleceği karartılmamalıdır. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızı yetiştirmek, onlara öğretmenlik yapmak isteyen öğretmenlere sözlü marifetiyle ayrımcılık yapılmamalıdır. Sözlünün olduğu her yerde haksızlığın, ayrımcılığın, adam kayırmanın yapıldığını herkes bilmektedir. Bu aksini de onca yaşananlardan sonra kimse söyleyemez.

MEB’in sözlü yapmakla doğru yaptığını söylemesi deve kuşu misali kafasını kuma gömmesidir sadece. Milli Eğitim Bakanlığı’nda sözlüyü perde arkasında isteyen paralel sarı sendikalar bile perdenin önünde utanma belasına istemezükçü görünmektedirler.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ve 18 ilde yapılan öğretmenlik mülakatıyla ilgili TBMM’de derhal bir araştırma komisyonu kurularak bu haksızlığa seyirci kalınmamalı, kimsenin hakkı da yenilmemelidir.

Bu konuda doğruyu uygulamak için görev en başta iktidar partisi AKP’ye düşmektedir. AKP uygulamalarıyla ayrımcılığı ortadan kaldırmalıdır.

Muhalefet partileri CHP ve MHP ise yapılan bu uygulamaların ortadan kaldırılmasının mücadelesini vermelidir. Özellikle muhalefet partileri (CHP, MHP ve diğerleri) Ülkemizin adaletli ve demokratik bir şekilde yönetilmesi için her zamankinden daha fazla çaba sarfetmelidir. Muhalefet partileri milletin sesi, kimsesizlerin kimsesi olmalıdır. Yapılan bu haksızlığa, ayrımcılığa hiç kimse seyirci kalmamalıdır.

Haksızlığa seyirci kalmak, haksızlığa rıza göstermektir…

O halde, OHAL haksızlık aracı ve yönetimi olmamalıdır.

OHAL, Ülkemizin normalleşmesinin adımlarının atıldığı bir süreç olmalıdır.

OHAL bahanesiyle insan onurunu yerle bir eden sözlü uygulamasından derhal vazgeçilerek mazlumun daha fazla göz yaşı akıtılmamalıdır…

        

      Bekir Avan

   Türk Eğitim-Sen

Gaziantep Şube Başkanı

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

| Tema Tasarım |