Ana Sayfa Türk Dünyası 5 Mart 2011 933 Görüntüleme

Atilla’nın torunları: Sekeller

  

Sekeller, Atilla’nın 453’te ölümü ve devamında gelen Hun İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Karpat Havzası’nda muhkem bîr yere çekilen 3000 Hun savaşçısının torunlarıdırlar.”

   Moldova’ya bağlı Gagauzyeri Özerk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren Umut Derneği ve Dünya Türk Gençler Birliği (DTGB) tarafından düzenlenen  Uluslararası 1. Türk Halkları Kongresi’nin davetlileri arasında yer alan Levente G. Borbely en çarpıcı isimlerden biri olarak göze çarpıyordu. Zira Borbely, kendisinin bir Türk boyu olan Sekeller’den olduğunu belirtiyor. Ve halkının durumunu dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk delegasyonuna anlatıyordu.
   Levente G. Borbely’nin anlattıkları hemen herkesi şaşırtacak… Çünkü büyük çoğunluğumuz belki de ilk kez anlatılanlardan haberdar olacak. Levente, “Sekeller, Atilla’nın 453’te ölümü ve devamında gelen Hun İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Karpat Havzası’nda muhkem bîr yere çekilen 3000 Hun savaşçısının torunlarıdırlar.” diyor.    Sekeller’in bir Türk boyu olduğunu vurgulayan Borbely, “Sekellerin 6 boyu ve her boyun 4 kolu vardır. Ve birçoğunun adı Türkçe’dir” şeklinde konuşuyor. Önemli bilgiler içeren çarpıcı söyleşimizi sunuyoruz:
    İtiraf ediyorum, ben de Sekelistan ve Sekeller hakkında fazlaca bilgi sahibi değilim. Tarih derslerinde işittiğimi düşünüyorum ama emin de değilim… Sekelistan neresi?
   Haklısınız…Sekelistan,masallardaki gibi neredeyse hiç bilinmeyen bir ülke. “Bu bölgeyi adeta efsanelerin ve yanlış bilgilerin ardına kalmış bir kara parçasının sonunda bulabilirsiniz” diyebiliriz.
   Ancak Sekelistan; Karpat Dağlarının doğusunda (Romanya) Transilvanya’nın batısında yer almaktadır. Yüzölçümü yaklaşık 13,500 km2 (Lübnan’dan biraz daha büyük), nüfusu ise 700,000 civarındadır. (İzlanda nüfusunun iki katından daha fazla)
 Sekeller hakkında bilgi verir misiniz?
   Sekeller, Macar lehçelerinden birinin farklı ağızlarını konuşurlar; fakat Macarlardan farklı bir topluluktur.
   Sekeller’in inanışlarına gore; Atilla’nın 453’te ölümü ve devamında gelen Hun İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Karpat Havzası’nda muhkem bîr yere çekilen 3000 Hun savaşçısının torunlarıdırlar.
   895’te Macarlar gelene dek burada varlıklarını devam ettirdiler. Orta Çağın Macar vakayinameleri de Sekellerin Atilla’nın torunları olduklarını ve Macarlar geldiklerinde orada bulunduklarını kaydetmektedir.
 Sekellerin Türk asıllı olduğunu sohbetimizde söylemiştiniz?
  Evet, kültürünün eski unsurları ile eski sosyal ve siyasi teşkilatlanmaları göstermektedir kî; Sekellerin kesinlikle bir Türk boyu ile bağları vardır.
    Bunu neye dayandırıyorsunuz?
   Sekeller, eski Göktürk Alfabesi’ne çok benzer bir alfabe olan kendi alfabelerine sahiptirler. Milli renkleri mavidir ve üzerinde altın şansı bir güneşle gümüş rengi bir hilal olan bayrakları da gök mavisidir. Sekellerin 6 boyu ve her boyun 4 kolu vardır. Ve birçoğunun adı Türkçedir. Aynca, Sekeller Macar Ağzıyla konuşmalarına rağmen, dillerinde Macarca’dakinden daha katı bir ünlü uyumu söz konusudur. Yine bu özellik de dillerinin Türkçe ile olan ilgisini göstermektedir. 
    Sekeller tarihte bir devlet kurdu mu? 
   11. yy.’ın başından itibaren Sekeller önce güney sonra da batı sınırlarını korumak amacıyla çoğunlukla Transilvanya’da toplandılar. Burada teşkilatlanarak Latince olarak (zamanın resmi dili) Regnum Siculorum (Sekel Krallığı) dedikleri ülkelerini oluşturdular. 1526’da Macar Devleti’nin çökmesinden sonra Osmanlı Sultanları da Sekel Muhtariyeti’ni tanımıştır.
   Fakat Transilvanya’nın Macar yöneticileri daha sonra Muhtar Sekel Devleti’ni ortadan kaldırmak istediler. Bu müdahale bir takım savaşlar ve haklarını savunan Sekellerin isyanlarıyla karşılık gördü. Sekellerin bu özerk durumu Avusturya İmparatorluğu’nun 18. yy.’da Transilvanya’yı işgal etmesinden sonra daha büyük bir darbe aldı. 1848’de Avrupa’yı silip süpüren ihtilaller dalgası Transilvanya’ya ve Sekelistan’a da ulaştı. Sekeller kendi hükümetlerini kurmak istediler fakat Macarlar buna karşı çıktılar ve Sekel ileri gelenlerini Macar İhtilali’ne katılıp siyaset işlerini Macarlar’a bırakmaya ikna ettiler. Sekeller bunu kabul ettiler ve askeri güçleri ile birlikte Macarlar’a katıldılar.
    Daha sonra ne gibi gelişmeler oldu, peki?
   Yeni Macar hükümetinin 1867’den sonra ilk yaptığı işlerden biri Sekelistan’ı ve diğer Sekel kurumlarını tasfiye etmek, yani resmi olarak Sekel milletinin varlığını sona erdirmek olmuştur. Bu, Macarların 1848’de onlara yardım eden Sekellere bir teşekkürleriydi. Macar siyasetçileri, “Siz Sekeller Macarca konuşuyorsunuz, öyleyse Macar olmalısınız” tezini savunuyorlardı. Sekelistan’ın parçalara ayrılmasından sonra, bölge ihmal edildi ve iktisadi olarak çöktü. Sonuç olarak birçok insan yurtdışına göç etti. 
    Kimliklerini  koruyorlar
  Yok oldular mı? 
   Hayır Sekeller yok olmadılar ve kim olduklarını da unutmadılar.
   1877’de Türk-Rus Savaşı esnasında Sekeller, Türk ordusuna yardımcı olmak amacıyla Sekel Lejyonu adıyla bir birlik kurdular.
   Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun çökmesi ve Macarların ülkeyi koruyamadıklarının açıkça görülmesi üzerine Sekeller, Sekeller Cumhuriyeti’ni kurmayı denediler. Finliler, Estonyalılar, Letonyahlar, Litvanyalılar, Tatarlar gibi diğer küçük halkların yaptıkları gibi milletlerin kendi geleceklerini tayin edebilme (self determinasyon) hakkından faydalanmak istediler. Fakat, hem çöken Macaristan’ın siyasetçileri hem de Fransızlardan yardım alan işgalci Romanyalılar tarafından engellendiler. Sonuç olarak Sekelistan, Transilvanya ile beraber, Fransa ve İngiltere tarafından, onlara destek olan Romanya’ya bir ödül olarak verildi. Batılı güçler yerel halkın fikrini asla sormadılar. Batı demokrasisi Sekeller için böyle işlemiştir!
   Neden?
   Muzaffer Batılı güçlerin liderleri, Avrupa’da eskisinden daha adil olacak ve milletlerin kendi geleceklerini tayin etme hakkına saygılı olacak yeni bir statüko kuracaklannı iddia ettiler. Ancak, Fransa ve Britanya’nın liderleri başta olmak üzere, Birinci Dünya Savaşı’nı başlatanlara değil Hint-Avrupalı olmayan halklara karşı yönetilmiş kinci ve ırkçı insiyaklarla hareket etmekte idiler. Britanya’nın Versay delegasyonu sekreteri Harold Nicolson’ın “Peacemaking 1919” adlı kitabındaki sözleri, yalnızca ona has olmayan bu yaklaşımı açık bir şekilde olrataya koymaktadır:
  “Macaristan’a karşı olan histerim daha başka idi. Bu Turanlı kabileye karşı geçmişte ve halen kuvvetli bir nefret duyduğumu itiraf ediyorum. Kuzenleri Türkler gibi bir çok şeyi yok edip hiçbir şey ortaya koymadılar”
  Yani Macarlar gibi milletler, onlar için sadece Asyalı ilkel kabilelerdi. Macaristan’ı Macar nüfusunun üçte birini yabancı boyunduruk altına soktular. Sekeller de bu arada kendilerini Romenlere sunulmuş bir hediye olarak buldular.
   Sekeller Romanya’da yaşıyorlar
    Sekeller şu anda ne
durumdalar?

Sekelistan hâlâ Romanya’nın baskı altındadır. Halkı, insan haklan ihlallerine, ayrımcılığa, işkencelere maruz kalmakta ve kendi toprak ve milli kaynaklarından mahrum edilmektedir. Halihazırda, Sekellerin yalnızca bir grup olarak hakları gaspedilip kendi geleceklerini tayin etme haklarını kullanmaları engellenmekte, adları da resmi olarak tanınmamaktadır. Kendi, alfabelerini kullanmaları da engellenmektedir. Dahası, Sekellerin bu vahim durumu uluslararası camia tarafından bilinmemekte ve duyulmamaktadır.
   Yaşanan bu olumsuzluklara karşı bir şeyler
yapılıyor mu?

   Bütün olumsuzluklara karşın Sekellerin milli uyanışı devam etmektedir ve artık durdurulamayacak bir noktaya ulaşmıştır. Bu uyanış, 1990 yılında Genç Sekeller Forumu adı altında kurulan küçük ama dirayetli bir teşkilatın Macarların haddini bilmez ve faydasız yönlendirmelerine kulak asmamaları ile başlamıştır. Toplantılarda milli Macar sembolleri yerine Sekellerin sembollerini ilk kez kullanmaya başlayanlar bunlardır. Genç Sekeller, Göktürk Alfabesi ile bağlantı olan eski Sekel alfabesini yeniden canlandırdılar. Yerleşim yerlerinin girişlerine bu alfabe ile yazılmış resmi yazılar asarak Sekellerin hâlâ var olduklarını, farklı olduklarını ve köklerini bildiklerini ortaya koydular. Bu kuruluş artık faaliyet göstermese de 1990 yılında başlatmış oldukları girişim, 2003 yılında kurulan Milli Sekel Konseyi adlı başka bir kuruluş tarafından devam ettirilmektedir.
   Sekellerin talebi nedir?

   Bugün Sekelistan’da bölgesel özerklik almayı hedefleyen güçlü bir hareket var. Sekeller artık kendi geleceğini tayin etme hakkının kullanılmasının dünyanın başka yerlerinde belli bir dereceye kadar kabul edilebilir olduğunu her geçen gün daha fazla farkına varmaktadırlar.

Mülakat: Hüseyin
Altınalan – Milli
Gazete

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

| Tema Tasarım |